Müzik aletleri arşivleri - Gezi Rehberi

Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş YapRSS Feed

Kemençe Hakkında – Kemençe’nin Tarihi

| Müzik | 4 Mayıs 2018

Kemençe Hakkında – Kemençe’nin Tarihi

En küçük yaylı saz, yüksek tını

Farsça kökenli bir kelime olan “kemençe” aynı dildeki “keman(=yay,kavis)” kelimesi ile “-çe(=küçültme eki)” ekinin bir araya gelmesinden oluşur ve “yayla çalınan küçük saz” anlamını taşır.

Orta Asya’da şekil olarak bugünkü kemençeye tam benzemeyen, fakat onun atası sayılabilecek birçok saz görülür. Orta ve Uzak Asya Müslüman ve Moğol saz takımlarındaki yaylı sazlar incelendiğinde farklı isimlere de rastlanmakla birlikte (örneğin Kırgızistan ve Özbekistanda Kıyak) çoğunlukla “Kemençe veya Kemançe” adının verildiğine ve “Iklığ – Iklık” adıyla beraber kullanıldığına rastlıyoruz. Benzer şekilde Fransa’da “Pochette (poşet) ” İngiltere’de ise “Kit” olarak adlandırılan ve kemençe ile benzerliklere sahip yaylı çalgı türü olduğu bilinmektedir.

Kemençenin -çe ekindeki küçültme anlamı pochette kelimesinde de vardır. Çünkü Fransızca da bu kelimenin cep, kese yada cepte taşının şey gibi anlamları vardır

Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır. Günümüz Türkiye’sinde biri klasik türk müziğinin Armudi kemençesi, diğeri ise Doğu Karadeniz halk müziğinin Karadeniz kemençesi olmak üzere iki tür kemençe kullanılmaktadır.

Ayrıca kabak kemani de bazen kemençe olarak isimlendirilmektedir. Armudi kemençe ve kemaninin benzerlerine rastlanmakla birlikte (Macarlar benzer türde çalgıya HEGEDÜ, Yunanlılar LİRA, Bulgarlar GADULGA, Araplar REBAP adını vermişlerdir) Karadeniz kemençesinin şekil ve çalınış tarzı bakımından benzeri bulunmamaktadır.

18. yy. sonlarına kadar Türk müziğinin tek yaylı sazı olan Kemençe’nin yerini, Batının önce Viola d’amore’si (sinekemanı adıyla), sonra da Violino’su (keman) aldı. Ama Karadeniz kemençesi horonlar sayesinde, armudi kemençe ise 19. yy. ortalarına doğru girdiği fasıl topluluğu içinde günümüze kadar gelebildi.

Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.

Türk müziğinin bu en küçük yaylı sazı, boy-bosundan umulmayacak güçte bir ses yüksekliğine ve tınısına sahiptir.

En küçük yaylı saz, yüksek tını – Kemençe Hakkında – Kemençe’nin Tarihi

14 toplam görüntüleme, 1 bugün

Keman Nedir, Akort Sistemi

| Müzik | 4 Mayıs 2018

Keman Nedir,  Akort Sistemi

Keman’ ın yapılış tarihi kesin bilinmemektedir. 16.ve 17. yüzyıldaki Keman yapım usta’ları Nicolo Amati , Paolo Maggini , Giuseppe Guarneru , Antonio Stradivarius Keman’a son şeklini vermişlerdir .

Keman asıl biçimi korumakla birlikte 19. yüzyılda , bazı değişikliklere uğradı . Çağdaş Kemanda gövde ve sap daha uzun ,köprü daha yüksektir.

Keman’a orkestrada ilk olarak ,1565 te St.Riggo ve Corteccia’nın eserlerinde yer verilmiştir . Sonraki yıllarda orkestradaki görevlerinden dolayı 1. ve 2. Keman olarak adlandırılmış orkestradaki sayıları çoğaltılmıştır.

Keman Nasıl Kullanılır

Keman , çene altı ile omuz arasına sıkıştırılarak tutulur. Sol elin parmakları sap üzerinde bulunan tellere basarak gezinirken , sağ elde tutulan yay ,Keman tellerine sürtülerek çalınır .

Gövdenin orta bölümündeki yan girintiler yayın daha kolay hareket etmesini sağlar.35 ile 36 cm arasında değişen bir gövdesi vardır. Küçük ve hafif bir çalgı olmakla birlikte , ortalama 84 ayrı parçanın bir araya getirilmesiyle yapılır.

Genellikle iki cm. kalınlığında bir çam veya akağaç’tan oyma kalemi ve rende kullanılarak biçime sokulur.  Keman’ın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı vardır.

Gövde göğüs tahtası ya da tabla denen üst kapak , alt kapak ve onları birleştiren yanlık adlı verilen bir kasnaktan oluşur. Tellerin köprü aracılığıyla gövdeye yaptığı basınca direnebilmesi alt ve üst kapaklara hafif bir kavis verilmiştir .

Keman’ ın yapım aşaması

Sapın ucundaki burgulara( kulak) sarılarak bağlana teller bir eşikten (köprü) geçerek gövdenin ucundaki kuyruk bölümüne bağlanır.

Köprü tellerin titreşimini üst kapağa iletir.  Burgu yuvalarına yerleştirilen kulaklar tellerin istenilen ölçüde gerilmesini sağlar.

Gövdenin içine boydan boya yerleştirilmiş,  bas çubuğu ya da bas kirişi denen bir çıta , eşiğin tam altında da can direği denilen bir takoz bulunur.

Bas çubuğu sesin tınılanmasına , can direği de ses titreşimlerinin alt kapağa iletilmesine yardımcı olur. Üst kapak üzerinde ” f ” biçimindeki iki ses deliği ses titreşimlerinin gövdeden dışarı çıkmasını sağlar.

Dış etkilerden korunabilmesi için yapımı tamamlandıktan sonra özel karışımlı bir tutkalla cilalanır, cila aynı zamanda Keman’ın ses tınısını belirleyen önemli bir öğedir. Keman yapım ustalarına Luthier denir.

Ülkemizde Keman yapım teknikleri çok gelişmiş , çeşitli yarışmalarda birincilik alan Luthierlerimiz vardır bunlar : Cafer Açın , Mesut Gözalan, Yunus Tarhan , Mehmet Alkan ,Nevzat Önder ,Ayhan Damcıoğlu , Ahmet İyidoğan  Emin Tilev , Bedii Akol v.b.

Keman’ ın Akort Sistemi

Keman ‘ın metalden ya da hayvan bağırsağından yapılmış dört teli vardır . Akort sistemi pest’ten tize doğru : SOL-RE-LA-Mİ olarak düzenlenmiştir. Batı Kemanlarıyla aynı akort sistemine sahip olmasına rağmen , Türk Mûsikîsine uygun şekilde isimlendirilmiştir : DO-SOL-RE-LA dır .

Bazı icracılar ” LA” telini , İnce “SOL” düzeniyle kullanmaktadır bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmüştür . Eskiden kullanılan ve Avrupa’dan getirilen Kemanların 5 esas 6 (7)ahenk teli olduğu ve aynı telin yine ince “SOL” olarak akord edildiği biliniyor.

Bir başka görüş ise , Rebab ve Ud gibi çalgıların akorduna benzetmek için böyle hareket edildiğidir. ( “LA” akort Türk Mûsikîsi icralarında çiğ kalmakla birlikte , bazı makamlar transpoze edildiğinde icrada zorluklar oluşmaktadır.)

Kemanı Oluşturan Parçalar

20 toplam görüntüleme, 0 bugün

UD Nedir? – ÛD-OUD Nedir – UD’ un Tarihçesi

| Müzik | 4 Mayıs 2018

UD Nedir? – ÛD-OUD Nedir – UD’ un Tarihçesi

Ud kelimesinin aslı Arapça dır: “sarısabır veya ödağacı” anlamındaki “el-oud’dan gelir. Baştaki ‘el’- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan ‘oud’ (‘eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları ‘eyn’e uygun olmadığı için- “ud” şekline sokmuşlardır. Dillerinde tanım edatı olan Batılılarsa, 11-13. yüzyıllar arasındaki Haçlı seferleri sırasında tanıyıp Avrupa‘ya götürdükleri bu saza, luth (Fr.), lute (İng.), Laute (Alm.), liuto (İtal.), Alaud (İsp.), Luit (Dat.) gibi hep L ile başlayan isimler vermişlerdir.

Hatta ‘saz yapıcılığı’ anlamında bizde de kullanılan ‘lütye’ kelimesi de yine luth’den yapılmadır (aslı luthier).

28 toplam görüntüleme, 0 bugün

KANUN Nedir? Kanun’ un Tarihçesi, Telli Çalgılar

| Müzik | 4 Mayıs 2018

Ortadoğu ülkelerinde ve Türkiye’de kullanılan telli bir çalgıdır. Eski Mısırlılar’ın ve Sümerler’in çalgıları arasında kanunun atası sayılabilecek telli çalgılar var­dı. Ünlü bilgin Farabi’nin bu çalgılardan yola çıkarak kanunu geliştirdiği söylenmektedir.
Farabi’den sonra Araplar’ın geleneksel çal­gı takımında seçkin bir yer tutan kanun, gene bir doğu çalgısı olan santurla ve batı çalgısı klavsenle akrabadır.

Çeşitli ülkelerde değişik boyutlu kanunlar kullanılmasına karşın tel sayısı dışında, kanunların temel özellikleri değişmez. Kanunun dik yamuk biçimindeki gövdesi ahşaptır. Dik kenara bitişik ve üzeri deri gerili bir bölüm vardır. Köprü de denen uzun eşiğin ayakları, bu gergin deri üzerine basar. Dik kenardaki deliklere bağlanan tel­ler, eşik üzerinden geçirilerek eğik kenardaki burgulara sarılır. Böylece teller uzun kenar ile kısa kenar arasında birbirine paralel bir bi­çimde gerilmiş olur ve tellerin boyu buna göre uzun kenardan kısa kenara doğru azalır.

Tellerin akordu, burguların özel bir anahtar yardımıyla sağa ya da sola döndürülmesiyle yapılır. Tellerin çoğu üçer üçer, pes yöndeki birkaçı ise ikişer ikişer bağlanır. Eskiden bağırsaktan yapılan teller, günümüzde nay­londan yapılmaktadır. Kanunda, aynı telin daha tiz ya da daha pes ses çıkarmasını sağlamak için başka hiçbir telli çalgıda bulun­mayan bir mandal düzeneği vardır. Burgular­dan hemen önceki dip eşiklere bitişik olarak sıralanan ve tellerin hemen altında bulunan küçük mandallardan her biri kaldırılıp indiri­lerek tellerin tiz ya da pes ses vermesi sağlanır. Tellerin çoğu için metalden yapıl­mış ortalama dokuz mandal yerleştirilir.

Kanun oturarak ya da bağdaş kurarak çalınır. Bunun için iki diz üzerine yatay olarak konur. Her iki elin işaret parmağına takılan metal yüzüklere sokulan iki mızrapla tellere dokunularak çalınır. Mandalı indirmek ya da kaldırmak gerektiğinde, sağ elle çalma işi sürdürülürken, sol elle mandalın konumu değiştirilir. Mızraplar bağa, fildişi ya da boy­nuz gibi maddelerden yapılır. Kanun çalan sanatçıya “kanuni” denir.

Günümüzdeki klasik Türk müziği topluluk­larının vazgeçilmez çalgılarından olan kanun, gerek akordunun bozulmaması, gerek tel sayısının çok olması nedeniyle, değişmez sesli akort çalgısı olarak kabul edilir; öteki tüm çalgıların akordu, kanununkine uydurulur.

17. yüzyılda bir süre kullanıldıktan sonra rağbet görmeyip bırakılan kanun. Kanuni Hacı Arif Bey gibi büyük bir kanun sanatçısı­nın etkisiyle, yeniden ilgi gördü ve yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Mandal düze­neği gitgide geliştirilerek bugünkü yapısına kavuşan kanun, Türkiye’de yaklaşık üç buçuk oktavlık bir ses alanına sahiptir.

Herhangi bir marangozun kolayca yapabileceği basit bir kasası vardır. Sonuç itibariyle altı üstü kaplanıp üstüne teller gerilmiş içinde bölmeleri olan bir dikkenar yamuk tabla. Ama müzik aleti olarak özelliğini ve üstünlüğünü göğüs ağacı bölme ve balkonları derisi eşiği ve özellikle mandal sistemi gibi incelik ve ustalık isteyen elemanlarından alır.

Sazın önce altı da üstü de boş olan iskeleti (karkası) sağ üst ve alt köşeleri 90 sol üst köşesi 55 sol alt köşesi (sivri ucu) 35 Imagedereceli bir yamuk olarak üç kenarın sağ yanı 42 uzun alt yanı 100 üst dar kenarı 36 cm boyda (10-12-20 mm en ve hepsi 42 mm yükseklikte) yanlıklarla meydana getirilir.

Sazın zamanla eğilmemesi için alt ve üst iskelet yanlıklarında damarlar üstte olur. 78 cm boyundaki yamuk kısım ise; biri tellerin gerilmesini sağlayan (akgürgen veya abanozdan) burgu (veya çivi)lerin bulunduğu 78 delikli ıhlamur burgu tahtası (6 cm genişlik ve yuvarlak alnı dışta 1.5 kavisli olarak birleştiği iç kısmı 45 cm kalınlıkta) diğeri Türk musikisinin koma aralıklarını vermeye yarayan madeni mandalların bulunduğu üst uçta 3 alt uçta 13 cm genişliğindeki (gürgen kelebek veya maundan) mandal tahtası olmak üzere iki parçadan meydana gelir.

Arka (alt) kapak kontrplak üzerine düz veya istenilen desende kaplamadan (4 mm) üst kapak (göğüs) ise çınar ağacındandır (3 mm). Böylece kanunun bitmiş kalınlığı 49-50 mm olur ve sazın -derisi eşiğinin gövdesi ve mandalları hariç- her tarafı cilalanır.

Aletin sağ tarafında 12-19 cm ölçüsünde oğlak derisiyle kaplı dört bölüm vardır eşik adı verilen kelebek köprünün dört ayağı aynen klasik Sinan köprülerindeki gibi pabuç denen dikdörtgen yük yayıcıları vasıtasıyla tellerin yükünü deriye yükler (deri patlaması bu yüzden kanunu çalınamaz hale getirebilir). Kelebek eşiğin üst kısmına basan tellerin ezmemesi için sert ağaçtan parabolik küçük bir parça ilave edilir.

Kanunun herbir perdesi tek ses verecek kadar kusursuz şekilde kaynaştırılmış tiz bölgeye doğru çapları incelen üçer naylon telden oluşur.

KANUN Nedir? Kanun’ un Yapısı – Kanun’ un Tarihçesi – Telli Çalgılar

36 toplam görüntüleme, 2 bugün

Bağlama Nedir – Bağlama Hakkında – Bağlama’ nın Tarihçesi

| Müzik | 19 Nisan 2018

Bağlama tarihi 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. Orta Asya müzik geleneğinde önemli yeri olan telli sazlar grubundandır.  Bu müzik aletinin atası ise kopuz adı verilen çalgıdır.

Bağlama üç ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler tekne, göğüs ve sap olarak adlandırılırlar. Bağlama Türk Halk Müziğindeki en temel enstrümanlardan birisidir.  İlk önce Orta Asyada benimsenmiş daha sonra ise Anadolu ve Rumelide benimsenmiştir.

Yörelere göre bağlama çalım teknikleri farklılıklar arz edebilir. Bağlama dört ana düzende çalınır. Bunlar misket, müstezar, bağlama ve bozuk düzendir.

Hüdayda ve bozlak düzeni gibi alt düzenlerde bulunmaktadır. Halk müziğinin en temel telli çalgılarından birisidir. Anadoluya özgü bir enstrümandır. Ama bugün Orta Asya ülkelerinde ve Balkanlara kadar uzanan birçok ülkede çalınan bir müzik aletidir.

Rivayetlere göre Asyanın bozkırlarına giden bir yiğit bir at tabakası görür ve atın kuyruk tellerinden bir kısmının atın tabakasına dolandığını ve rüzgarda sesler çıkardığını farkeder, daha sonra bu teli eline alır ve vurarak sesler çıkartmaya başlar.

Saz diğer bir rivayete göre de Dede Korkut la özleşmiştir. Dede Korkutun zamanında şairlerin meydanlarda atışırken ve edebiyat ürünlerini ortaya koyarken kopuz ile eşlik etmeleri gözlenmiştir.

Bağlama Nedir – Bağlama Hakkında – Bağlama’ nın Tarihçesi

18 toplam görüntüleme, 1 bugün

Müzik Aletleri Nedir, Müzik Aletleri Çeşitleri

| Müzik | 19 Nisan 2018

Müzik aletleri, ses verme şekillerine göre üç bölüme ayrılırlar;

1 – Telli müzik âletleri: Bunların ses çıkarabilen bölümleri gergin tellerdir. Her tel belli bir nota çıkarır. Alto, bağlama, balalayka, banco, çello, gitar, harp, kanun, keman, kemence, kontrbas kopuz, lavta, lir, mandolin, piyano, rebab, tanbur, ud, viyola, viyolonsel telli müzik âletleridir.

2 – Nefesli müzik âletleri: Bunların bir ucundan doğrudan doğruya ya da uygun bir ağızlıkla üfleyerek borunun içindeki hava titreştirilir. Ses borularından çeşitli sesler elde etmek için boru boyunca dizilmiş bulunan delikler açılıp kapatılır. Akordeon, baso, flüt, gayda, klarnet, ney, obua, org, saksafon, trompet, zurna, nefesli müzik âletleridir.

3 – Gergin zarlı müzik âletleri: Bir kasnak üzerine gerilmiş zarlardan meydana gelen âletlerdir. Gerginlikleri ve boyu değişmediği için verebildikleri nota çeşidi az olur. Davul, tef, dümbelek, gergin zarlı müzik âletleridir.

Müzik Aletleri Nedir Müzik Aletleri Hakkında, Müzik Aletleri Çeşitleri

13 toplam görüntüleme, 0 bugün

Gayda Nedir, Gayda Nasıl Kullanılır, İskoç Gaydası

| Müzik | 19 Nisan 2018

Gayda Nedir
Gayda Nasıl Kullanılır
İskoç Gaydası – Gaydanın Tarihi

17. yüzyıldan günümüze kadar çok az değişiklikle gelen Gayda [img=right]/images/makale/gayda-gayda.jpg[/img]kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli bir enstruman adı olup Trakyalı, Bulgar, Makedon ve İskoçların milli çalgısıdır. İskoç Gaydası, İrlanda Savaş Gaydası en tanınmış modelleridir.

Kuzeydoğu Anadolu’da tulum (Türkçe), dankiyo (Rumca), tsimpona(Latince), guda (Lazca) adlarıyla bilinen sürekli pes ses veren ek boruya (İngilizce drone)sahip olmayan çeşitlerinin yanısıra Trakya ve Balkanlar da gayda adıyla bilinmektedir.

İskoçya’daki çeşidine Gayda denir. Türklerde, Trakya ve Doğu Karadeniz yöresine özgü bir çalgı olmuştur.

Gayda Nedir – Gayda Nasıl Kullanılır – İskoç Gaydası – Gaydanın Tarihi

42 toplam görüntüleme, 1 bugün

Tanbur Nedir, Tanbur Nasıl Yapılır

| Müzik | 19 Nisan 2018

Tanbur Nedir, Tanbur Nasıl Yapılır

Yazılışı “Tanbur”, Tanbur; 30-35 cm çapında bir kürenin ortaya yakın kısmından kesilip küçük tarafı alınmış izlenimini veren bir kalıp üzerine dilim’lerle işlenen (kuyruk denen dip tarafında bazen hafifçe sivrileşen) tekne’si;

bu tekneye dip takozu ile bağlanan 100-110 cm uzunluğunda D kesitli ince bir sapı (4-4.5 cm) ve tekne üzerine desteksiz olarak kapatılan 2.5-3 mm kalınlığında kapak’ı (göğsü); sapının uç kısmında üçü önden, dördü üstten saplanan,

beşi çelik, ikisi pirinç (sarı) 7 telinin bağlandığı burgu’ları ve telleri taşıyan, kapağın dip kısmına yakın, gürgen veya kızıl ağacından trapezoid kesitli köprü şeklinde seyyar eşik’i olan bir sazdır.

Teknesi -ud gibi- ceviz, maun, pelesenk, kelebek, vengi, magase gibi ağaçlardan, 3-4 mm kalınlık ve 4-5 cm eninde (uçlar doğru sivrice)

kesilip ıslatılıp ısıyla yuvarlatılarak, sade veya filetolu şekilde ütü ve tutkalla çevrilmek suretiyle yapılır. Göğsü ise -yine ud gibi- elyafı sık ve çok düzgün, budaksız akçamdan, boyuna simetrik iki parçalı olarak yapılır (klasik tanburun ortada deliği yoktur);

altında destek veya direği olmadığı için de tellerin basıncıyla eşik bölgesinde çukurlaşır.

Teknesi son derece hafif olan tanburun ağırlığı sapının uzun ve dolu olmasıyla dengelenir.

Sapı üzerinde Türk musikisinin gerektirdiği aralık düzenine göre bir oktavda 36 olmak üzere iki oktav genişliğinde katgut perde bağları vardır.

Bir ucu tekne arkasındaki küçük çivilere bağlanan teller, saptan burgulara bir küçük kemik eşik üzerine basarak ulaşır. Melodi bu tellerin saniyede 220 titreşimdeki alt çiftinde çalınır, titreşimi artıran üst teller de gerektiğinde kullanılır.

Tekne gomalakla cilalanır, sap ve burgular genellikle siyaha boyanır; göğüs üzerine cila sürülmez.

Tanbur sağ omuz ve sağ diz arasına sıkıştırılıp, göğsü yere dik, sapı yere mümkün mertebe paralel tutularak,

kaplumbağa kabuğundan (bu yüzden bağa denen) 2-2.5 mm x 5-6 mm x 10-15 cm ölçüsünde, uçları asimetrik V tarzında kesilmiş ve uç yanakları 45 derece pahlanıp parlatılmış bir mızrapla çalınır.

TANBUR Nedir – Tanbur Nasıl Yapılır – TANBUR Hakkında

16 toplam görüntüleme, 0 bugün

REBAB Nedir, Rebab Hakkında, Rebab Tarihçesi.

| Müzik | 19 Nisan 2018

REBAB Nedir, Rebab Hakkında, Rebab Tarihçesi – Rebab Hakkında Yazılanlar

Rebap Türkiye, İran, Arabistan, Kuzey Afrika, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Cava gibi ülkelerde çeşitli benzer biçimleri olan mızraplı ya da yaylı çalgıların ortak adıdır. Bunların bazıları hem yayla hem de mızrapla çalınabilme özelliğine sahiptir. Tam olarak ortaya çıkış tarihi bilinmemekle beraber Evliya çelebi ünlü seyahatnamesinde rebabın Süleyman Peygamber huzurunda çalındığını yazmıştır. Bu inanç; rebabın eskiliğini İ.Ö 3800 lerin Sümer topluluğuna kadar götürür. Yine Evliya Çelebi Hz.Muhammed (S.A.V)’in ilk eşi Hz.Hatice (R.A) ile evlenmesinden bahsederken düğününde çalınan çalgılar arasında rebabı da anıyor.

Image

Eski bir Hint efsanesi olan Ravanastron efsanesi de; yaylı çalgının icadını İsa dan öncelere dayandırır. İlk yaylı çalgıyı Seylan kralının icad ettiğine dair bir inanışı öne süren bu efsaneye rağmen Güney Hind topraklarında XVIII.yy dan önce yaylı çalgının kullanıldığına dair bir iz veya kayıt yoktur.

XVIII:yyda yaşamış olan musiki alimi kemani ve tanburi Hızır Ağa da‘Tevhim el-makamat fi tevlid en nagamat’ adlı musiki edvarında rebabı; X.yy ın musiki alimlerinden Farabi nin icad ettiğini öne sürmüştür. Evet Farabi Horasan ve Irak çalgılarını anlatırken rebaptan bahsetmiştir ancak rebap o tarihte yaylı bir çalgımıydı yoksa değil miydi? Bu konuda kesin bir tespit bugünkü bilgilerimizle mümkün değildir. Çünkü Farabi hiçbir yaylı çalgıdan ya da tarifini verdiği çalgıların yayından bahsetmiyordu. Orta Asya kazılarında çıkan duvar resimlerinin en eskilerinde de yaylı çalgılar yoktur.

Alman müzik bilgini Curt Sachs(1881-1959) bu yoldaki ilk izin VIII.yada IX.yy’a aidiyetini tahmin ediyor. Ancak Evliya Çelebinin Hz.Muhammed (S.A.V)’ in düğününde rebap çalındığı bilgisine dayanırsak yaylı çalgının VI. yy da Arabistan topraklarında kullanıldığını varsayabiliriz. Tarihte ilk yaylı çalgı Uygur Türklerinde görülmektedir. Buda bize yaylı çalgının vatanının Orta Asya olduğunu ve diğer yerlere buradan yayıldığını göstermektedir. Bazı Avrupalı araştırmacılar yaylı çalgının vatanını her ne kadar Bizans’a mal etme çabası göstermişlerse de yaylı çalgının çıkış yeri ve tarih içerisindeki yolculuğu bu teoriyi çürütmektedir.

Yaylı çalgı Uygur Türkleri vasıtasıyla Irak Fars Horasan ve Çin’e kadar yayılmıştır. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar gelen ilk yaylı çalgının Avrupa ya Anadolu’dan geçmiş olabileceği görülmektedir. Hicri I.asrın ortalarında Arapların İran’ı istila etmeleriyle, İslamiyet ve ortaya çıkan kültür sanat sentezi Orta Asya ve çevresine doğru genişlemişti.

Rebabın Anadolu ya gelişi XIII.yy da Hz. Mevlana’nın babası Sultan ül-ulema Şeyh Bahaddin Veled ve müritlerinin Horasanın Belh kentinden Anadolu ya göçleri ile olmuştur.

II.Endülüs Emevileri zamanında Beni Ümeyye(Arap tarihçilerine göre Beni Mervan) Suriye Emeviler soyundan gelerek [img=right]/images/makale/rebab_calgisi.jpeg[/img]Cordoba başkent olmak üzere, İberya yarım adasında kurmuş oldukları İslam devletinde VIII.yy dan IX.yy’a kadar hüküm sürmüşlerdir. Arapların İspanyaya taşıdıkları rebap adlı çalgı ise Ortaçağın gözde çalgılarından biri olmuş ve orta Avrupaya kadar yayılmıştır. Bilhassa Troubadour’lar(Güney Fransız saz şairleri) nezdinde o çağlarda çok kullanılmıştır. Avrupa’da ortaçağ da ve erken Ronesans döneminde kullanılan önceleri ’Rubebe’ denilen bu yaylı çalgı IX.yy sonlarında Müslüman kültürüyle Avrupa’ya taşınmıştır. Kuzey Afrika’dan gelen bu Magrip Rebabı Avrupa’da Rebec adlı bir çalgıya dönüşmüştür.

Rebec ve ortaçağ vieli XVI.yydan itibaren yerini violler’e bıraktı. Bugün keman olarak bildiğimiz çalgıya benzer ilk keman 1550 yılında İtalya yarımadasında ortaya çıktı. Türklerin Asya ve Anadolu da yaylı çalgılara müştereken ıklık diye hitap etmeleri geçmişte ıklık bugünse rebap adıyla bildiğimiz çalgıyı diğerlerinden ayırt edebilmeyi kavramsal anlamda güçleştirmektedir.

Türkler XV.yy’dan itibaren kültür dili olarak Farsçayı alınca ıklığa kemençe denilmeğe başlandı. Nitekim Osmanlı minyatürlerinin çoğunda uzun boyunlu Osmanlı kemençesi olarak geçmektedir. Çünkü Farisiler bütün yaylı çalgılara kemençe derdi. Kemanın Osmanlıya gelmesiyle Tanzimat döneminde terk edilmeye başlanan ıklık, Tanzimat aristokratlarınca avam bulunarak rebab diye ismi değiştirildi. Bu tamamen yabancı kelimelere karşı duyulan hayranlıkla lugat parçalama heveskarlığının bir ürünüydü. Oysa Araplarda bütün yaylı çalgılara rebap diyordu.

Hatta birde o yıllarda Antepli Mütercim Asım Efendinin;(Rebap, ıklığı ile müteariftir ki, halen ayaklı keman dedikleridir) şeklindeki açıklamasıyla aynı çalgıya atfedilen isim sayısı ıklık, kemençe ve rebab’tan sonra ayaklı kemanla birlikte dörde çıkmıştı. Dolayısıyla bu terminoloji kargaşası Meragi den Rauf Yektaya kadar yapılmış saz tariflerini karmakarışık hale getirmiştir.

Bu yüzden Türk çalgı kültüründe dört farklı ismine rağmen aynı çalgı olan bu enstrüman, bilmeyenlere değişik çalgılar olduğu kanaatini vermiştir. Ancak şu bir gerçektir ki zaman içerisinde göstermiş olduğu isim değişikliklerine rağmen dörtyüz yıl Selçuklularda altıyüz yıl da Osmanlılarda toplam on asır boyunca Türk müzik kültürünün tel yaylı çalgısıydı.

XVII.yy da Evliya Çelebi seksen kemençe icracısı olduğunu yazıyor. Bugün Klasik Türk Müziğinde kullanılan armudi formdaki klasik kemençe denilen çalgı XIX.yyda Balkanlardan geldiğine ve ancak bu tarihlerden sonra Vasilaki ile ilk defa Türk fasıl musikisine girdiğine göre Çelebinin bahsettiği kemençeciler muhtemelen ıklıkçıydılar.

Günümüzde ise bu çalgının profesyonel anlamda icrası T.C. Kültür ve Turizm Bak. İst. Tarihi Türk Müziği Topluluğunda Mehmet Refik Kaya tarafından yapılmaktadır. Kendisinin dışında çalgıyı kısıtlı olarak kullanan bazı amatör icracılar vardır.

REBAB Nedir – Rebab Hakkında – Rebab Tarihçesi – Rebab Hakkında Yazılanlar

31 toplam görüntüleme, 1 bugün

Sayfa 1 / 21 2
  • En Mükemmel Kadın

    tarafından on 17 Ağustos 2018 - 0 Yorumlar

    En Mükemmel Kadın, Çocuklarına Babalarının yokluğunda baba, olabilecek kadındır. Goethe

  • Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

    tarafından on 3 Temmuz 2018 - 0 Yorumlar

    Didim Tavşan Burnu orman  Kampı  Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan ...

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorumlar

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...

  • Didim nerede, Didime nasıl gidilir ?

    tarafından on 1 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir...

  • Hayattan aldığım 45 ders

    tarafından on 29 Mayıs 2018 - 0 Yorumlar

    Hayattan aldığım 45 ders Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" baş...

  • Dim Çayı Alanya

    tarafından on 12 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    Dim Çayı Alanya Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya'nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çay...

Son Konular

  • En Mükemmel Kadın

    tarafından on 17 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    En Mükemmel Kadın, Çocuklarına Babalarının yokluğunda baba, olabilecek kadındır. Goethe

  • Eğer sen, can konağını arıyorsan

    tarafından on 13 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdir...

  • Kıskançlık kıyaslamaktır

    tarafından on 12 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Kıskançlık kıyaslamaktır Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, biz kıyaslamak üzere koşullandırılmışızdır, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi va...

  • Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır... Dostoyevski 

  • Kırık Kalpler İçin Sözler

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Gün gelir aklına düşersem eğer;beni değil;sevgimi hatırla!Ağlayışımı değil; gidisini hatırla! Sensiz oluşumu değil;bana elveda deyipte, ÖLDÜRDÜGÜN GÜNÜ HATIRLA....