Sanat arşivleri - Gezi Rehberi

Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş YapRSS Feed

Yumurta Süsleme – Kesme Sanatı

| Sanat | 28 Mayıs 2018

yumurta süsleme sanatı

yumurta süsleme sanatı

Yumurta Süsleme – Kesme Sanatı

Süslenecek yumurtanın içi boşaltıldıktan sonra ince uçlu matkap ile istenilen motife göre delikler açılarak ve çeşitli
ip boya gibi malzemeler kullanılarak yapılan bir el sanatı-hobidir. Avrupada bu sanata gönül vermiş bir çok insan vardır ve ciddi olarak bu işten para kazanıyorlar. Bir pazar oluşmuş durumda hatta bu sanatı icra edebilmek için lazım olan ince uçlu özel matkap setinin fiyatı 500-600 dolar civarında.
Genel olarak iki tür yöntemi var biri sadece boya kullanılarak yapılıyor, diğer ise delikler açılarak motifleme yapılıyor.
İstediğiniz türde boya kullanabiliyorsunuz. Bazı boyaların katman oluşturacağını hesab ederek seçiminizi buna göre yapın…
İçini boşalttığınız yumurtayı balmumu eriterek motiflendiriyorsunuz.

23 toplam görüntüleme, 0 bugün

Rölyef Kabartma Sanatı

| Sanat | 28 Mayıs 2018

Rölyef Kabartma Sanatı
Rölyef Kabartma Sanatı,  Rölyef Fransızca kökenli bir kelimedir. Yüzey üzerine yapılan yükseltme ya da çökertmelere rölyef (kabartma) denir.
Genellikle tarihi yapıların veya insan figürlerinin, modele uygun çalışmaların yardımcı malzemeler ile tabloya boyut vererek yerleştirilmesi anlamına gelir. Örneğin fotokopisi mevcut olan evin, boyutlandırarak tabloya aktarılması, ağaçların, boyutlandırılması, insan figürlerinin boyutlandırılarak çalışılması rölyef çalışmaları kapsamına girer.Kabartma, sanat kolları dahil endüstri, tarım ve günlük hayatta da kullanılır.
Mimarlıkta kil, alçı, taş gibi işlenebilir malzemelerin yüzeyinde, alçaklı, yüksekli şekiller meydana getirmektir. Kabartma, ışık alan ve almayan yönlerin belirme derecesine ve yüzey şekline göre, alçak, orta, yüksek olarak çeşitlenir. Alçak kabartma, yüzeyden çok az ayrılan kabartmalardır.
Madalyon, para vb. şeylerde görülen kabartmalar bu şekildedir. Yüksek kabartma, yüzeyden oldukça yükselen kabartmalardır.  Şeklinde hemen hemen yarısı denilebilecek derecede yüksektir.
Rond-bos kabartmalar ise heykele yaklaşır şekildedir.
Şekiller satıha alçak taraflarından yapıştırılmış gibidirler.
Kabartma olarak yapılmış süslemeler, mimari yapılarda taşa, mermere işlendikleri gibi madenden ve ahşaptan yapılmış eşyalar üzerinde de görülürler.
Şamdan, kapı tokmağı gibi madeni eşyalarda, kapı, pencere kanadı, rahle, dolap, çekmece gibi ahşap eşyalarda kabartma şeklinde yapılmış süslemelere çok rastlanır.  Mimari eserlerin dış veya iç cephelerinde yapının görülecek yerlerinde taş veya mermer üstüne kabartılarak yapılmış süslemeler vardır. Alıntıdır

40 toplam görüntüleme, 0 bugün

Kağıt Kıvırma Sanatı – Quilling

| Sanat | 28 Mayıs 2018

Kağıt Kıvırma Sanatı – Quilling

”Quilling” denen bu sanat hakkında Türkçe bir kaynak bulamadığım için kağıt kıvırma olarak çevirmeyi uygun buldum. Fakat sanırım kağıt telkari de deniyor. Kağıtları küçük şeritler halinde kesip kıvırarak yapılıyor.

Kağıt kıvırma sanatının tarihi Rönesans’a kadar uzanıyor. İlk olarak İncilleri ve dini kitapları süslemek için rahipler tarafından kullanılmaya başlanmış.

Daha sonra aristokrat hanımların ilgisini çekmiş ve buradan kısa sürede Avrupa’nın büyük bir bölümüne yayılmış.

Sadece kitapları değil, objeleri de süslemek için kullanılmaya başlanmış.

Günümüzde kağıt kıvırma sanatı en çok da scrapbooking ile uğraşanlar tarafından çok seviliyor ve internette binlerce harika örneğini bulmak mümkün. İlgileniyorsanız buradan bir eğitim videosu izleyebilir ve buradan örnek şekillere bakabilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=kcPkaczf9Zg

22 toplam görüntüleme, 0 bugün

Lavi Tekniği

| Sanat | 28 Mayıs 2018

Lavi Tekniği

Lavi Tekniği Sulandırılmış tek renkle ya da mürekkeple yapılan çalışmadır. Suluboya tekniğine yakındır. Temel maddesi Çini mürekkebi, is mürekkebi , sepya ya da su katılmış başka boyadır.
Kullanılan boya genellikle siyahtır.İkinci bir boya mavi yada yeşil kullanılabilir.
Karton yada resim kağıdına çalışılır. Kalın ve suya dayanıklı kağıtlar seçilmelidir.  Kağıdın buruşmaması için resim altlığına çalışmadan önce sabitleştirmek gerekir.

Lavinin tarihçesi:

Ortaçağ rahipleri mürekkep kullanımında öncülük etmişlerdir.Dürer’de suluboya,desen çizgilerine daha fazla güç ve duyarlılık katmıştır. Lavi tekniği ile Sandro Botticelli ve Leonardo de Vinci gibi 15. yüzyıl italyan ressamları kullanmıştır.
Rönesans boyunca teknikler ve yöntemler daha da gelişmiştir. Bu ressamlar boyalı kalem ,suluboya ve mürekkeplerden yararlanmışlardır.
16. yüzyılda Venedikliler, 17. yüzyılda Poussin, Claude Lorrain, Rembrant, Rubens ve 18. yüzyılda Fragonard bu tekniğin ustaları arasındadır.
Özellikle manzara resmi için uygunluğu kabul edilmiştir.

Kaynak :  sanatyelpazesi.com

17 toplam görüntüleme, 0 bugün

Dekupaj Nedir?

| Sanat | 28 Mayıs 2018

Dekupaj Nedir

Dekupaj Kağıttan kesilmiş tasarımların, kolaj yapmak için genellikle ahşap, metal veya cam bir yüzeye uygulandığı yöntemdir.

Dekupaj  (Fransızca ‘kesip çıkarmak’ anlamındadır) boyanmış bir yüzeye etkileyicilik katmak için kullanılabilir.

Çoğunlukla bu amaca uygun olarak üretilmiş, üzerinde dekoratif tasarımlar olan özel bir kağıt kullanılır.

Dekupaj yöntemi, on yedinci yüzyılda Fransa’da ortaya çıktı ve kabinleri, çekmeceli yazı masalarını, kitaplıkları ve diğer mobilyaları süslemek için kullanıldı.

Dekupajın popülaritesi Avrupa’da çabucak yayıldı ve özellikle İngiltere ve İtalya’da tercih edildi. İtalya’da dekupaj, “l’arte del povero” (fakir sanatı) olarak bilinirdi ve ahşap kakma işçiliğini taklit etmek için kullanıldı.

Dekupaj projelerine ilham veren, Kadınların Eğlencesi adlı tasarım koleksiyonu 1762 yılında basıldı ve bu sanat formu, aristokrat çevrelerde modaya uygun bir uğraş oldu.

On dokuzuncu yüzyılda dekupaj, kukla şovlarında görülen, hareket eden minyatür resimlerde kullanıldı. Amerika’da 1960’larda yeniden canlandırılarak, kutuların, koltukların ve lamba siperlerinin süslemesinde kullanıldı.

 

 

 

Alıntıdır

52 toplam görüntüleme, 0 bugün

Litografi Nedir

| Sanat | 28 Mayıs 2018

Litografi Nedir

Litografi Nedir (Taşbaskı) Almanya’da 1798-99 yıllarında Alois Senefelder tarafından icat edilen baskı yöntemidir.

Yöntem, yağın su üstüne çıkma ilkesini içerir. Tasarım kireçtaşının üzerine yumuşak mum boya veya yağlı mürekkep kullanılarak çizilir.

Taşın yüzeyi nemlendirilir ve ardından mürekkeplenir; mürekkep sadece yağlı alanlara yapışır. Bu işlemden sonra hafifçe ıslatılmış kağıt, taşın üstüne yerleştirilir, böylece tasarım kağıda transfer edilir.

Bu teknikle sadece bir taş kullanılarak binlerce afiş basılabilir. 1827 yılında kromolitografi (renkli taş baskı) çok renkli resimlerin basılmasına olanak sağladı. Litografi baskıda resim kendi renk parçalarına ayrılır ve her renk için ayrı kalıp kullanılır.

Bugün, ticari litografide kireçtaşının yanı sıra çinko veya plastik kalıplar da kullanılmaktadır.

Art Academy

 

Alıntıdır

33 toplam görüntüleme, 0 bugün

Geleneksel Türk Ebru Sanatı

| Sanat, Türk ebru | 21 Mayıs 2018

ResimEbru, yoğunlaştırılmış su üzerine resim yapma sanatıdır. Geleneksel Türk Sanatlarındandır. Ebru sözcüğüne köken olarak bulut anlamına gelen ve Farsça bir kelime olan “ebr” sözcüğü gösterilmektedir.

Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle beraber bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu düşünülmektedir. Bazı İran kaynaklarında Hindistan’da ortaya çıktığı yazılıdır.

Bazı kaynaklara göre de Türkistan’daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar’a geçmiştir. Batıda ebru “Türk Kağıdı” olarak adlandırılmaktadır.

Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kağıda geçirilmesi ile yapılır.

Ebru türleri Battal Ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru
Gelgit Ebru : Battal ebrudan sonra, önce enlemesine ,boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elde edilen ebru
Şal Ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru

Somaki Ebru
Taraklı Ebru
Bülbül Yuvası
Çiçekli Ebru
Hafif Ebru
Koltuk Ebrusu

Ebru : “Akkase” (عاكسه), “yansıma” veya “kalıp” manesidir. “Aks” (عكس) “negatif” Arapca dilde asli ve şimdi Farscadan Türkce’ye geldi. Bir oyma kağıti kalıp veya Arap zamkı kullanılarak ebrunun figür ya da yazı şeklinde kapatılan yerlerinin ebru almaması sağlanarak yapılan figüretif ebru türü.

Kumlu Ebru : Yüzey gerilimi düşük bir teknede, sürekli aynı noktaya boya damlatarak yapılan ebru çeşidi.
Neftli Ebru : Battal ebru türünde tekneye atılan son boyanın içine neft katılarak yapılan ebru çeşidi.

Ebru malzemeleri
Kitre Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir, her hangi bir suyla ebru yapılamaz.

Ebrunun suyuna bu özelliği veren maddenin ismi kitredir. Kitre, Türkiye’nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır.

Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun suyu hazırlanırken musluk suyunun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su ağzı kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir.

Belli zaman aralıklarıyla çalkalanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru suyu iyice süzülmelidir.

Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salepin verdiğini ancak kitrenin daha ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder.

Ebruda boyalar Ebruda çok çeşitli özellikte pigmentler kullanılmıştır. Geleneksel ebruda bitkisel esaslı lahor, demir oksitler ve ultramarin kullanılmaktadır. Toz pigment mermer veya cam tezgah üzerinde suyla ezilmelidir. Hazırlanan boyanın içine büyükbaş hayvanlardan elde edilen öd suyu eklenip karıştırılarak, boyanın terbiye olması için iki hafta yada daha uzun bekletildikten sonra kullanıma hazır hale gelir. Boyanın içine katılan öd, boyanın yüzey gerilimini arttırarak yayılmasını ve şekil verilecek hale gelmesini sağlar; ne kadar çok katılırsa boya o kadar çok yayılacağından eklenen öd miktarına dikkat edilmelidir.

Fırça, tarak, bız Kullanılan fırçalar geleneksel ebrucuların kullandığı şekilde atkılı ve kuru ağaç dallarından imal edilebilir ya da ebru için satılan fırçalardan alınabilir. Ebru yapımında kullanılan diğer malzemelerden tarak ve bız ise evde imal edilebilir ya da tığ şiş gibi birçok araçla ikame olunabilir.

Ebru için hazırlanmış tekneye aktarılan özel sudaki hava kabarcıkları “biz” denilen ve figür yapımında da kullanılan araçla alınmalıdır. Aksi takdirde kabarcık olan bölümde boya dağılamaz ve ebrunun alınacağı baskı yüzeyinin fonrengi yüzeyde leke şeklinde kalabilir….

Tarihçe Ortaya çıkış yeri ve tarihine ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Ancak, köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Bilinen o ki, bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir.

Çin’de liu-şa-cien (流沙箋), XII. asırdan itibaren Japonya’da suminagaşi (墨流し) ve beninagaşi (紅流し) isimleriyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmaların mevcudiyeti, daha sonraki asırlardıı.uıp0pyuıi90y890y789lşolpla Çağatay Türkçesi’yle ebre (ابره) adını alarak Türkistan’da ortaya çıkan bu sanatın tarihi gelişimi hakkında, müphem de olsa bir fikir vermektedir. Türkistan’dan en geç XVI. asır başlarında İpekyolu’nu takiben İran’a geçişinde ebri (ابری) olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır.

Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, telaffuz zorluğundan son yüzyılda Türkçe’de ebru’ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça’da kaş manasına gelmektedir. XVI. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir (میر محمد طاهر) tarafından Hindistan’da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran’a ve sonra da İstanbul’a kadar yayılmıştır.

Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul’dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya’da, sonra da Fransa ve İtalya’da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır.

Zaman içinde İngiltere ve Amerika’ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt’a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır. (Derman، M.Uğur Osmanlı Ansiklopedisi. C.11,s.189)

Ebru hakkında Türkçe kaleme alınmış bilinen en eski eser, 1615’ten sonra yazılan “Tertib-i Risâle-i Ebrî” (ترطيبِ رسالهِ ابری) adlı yazma kitapçıktır. Günümüzde bilinen ebru tarzındaki eserler ilk kez Orta Asya – Osmanlı coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Ebrunun tarihi ile ilgili olarak sayın Uğur Derman (Türk Santında Ebrû), tarihi kestirilebilen en eski ebru olarak, üzerinde Mâlikî Deylemî’ye ait bir kıt’anın bulunduğu ve Gürcistan’da yazılmış olan 1554 tarihli bir ebruyu gösterir.

Bu ebrunun, hafif ebru olarak yapılmış olması ve hafif ebrunun ancak belli bir ustalaşmadan sonra yapılabildiği gözönüne alınacak olursa, ebrunun orijinin çok daha eskilere dayandığı düşünülmektedir.

Osmanlı döneminde başlıbaşına bir sanat ve iş kolu olan ebruculuk, 20.yüzyıl başlarına gelindiğinde unutulma noktasına gelmiştir. Bu sanatın tekrar hayat kazanması, ebru sanatına ‘çiçekli ebru’yu geliştiren büyük sanatçı Necmeddin Okyay sayesinde olmuştur. Okyay’dan sonraki büyük merhale Mustafa Düzgünman’dır.

Düzgünman’dan sonraki en önemli aşama ise Ebru tekniği ile resim sanatını birleştiren ve eserleri ile yurtiçindeki ve yurtdışındaki sanat tarihçilerinin ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan’ının ilgisini çeken, Ahmet Saral’ın çalışmalarıdır.

Modern Ebru Sanatı’nın en önemli yeniliklerini gerçekleştiren ve Ebru Sanatı’nın bağımsız bir sanat dalı haline dönüşmesinde önemli katkılarda bulunan Ahmet Saral, sadece kendi özel tasarımlarıyla 300 den fazla yeni çiçek figürünü ebru sanatına kazandırmıştır.

Çiçeklerin gövde ve yapraklarına ikinci,üçüncü renkleri ekleyerek, çiçeklerin daha estetik ve daha sanatsal görünmelerini ilk o tasarlamış ve gerçekleştirmiştir.Akkase uygulamalarına yeni bir boyut getirmiştir.Bu teknikle Mevlana ve mevlevi dervişleri serisini ilk o tasarlamış ve uygulamış bugün bile bir benzeri hala yapılamayan ” Hamdım,Piştim,Yandım ” adlı Mevlana serisini gerçekleştirmiştir.

Ayrıca yüzlerce kuş,kedi,at,balık,kelebek,insan,portre,hat,çiçek,ve soyut abstract çalışmalar yapmıştır. Kaynak:Antik Dekor dergisi 101.sayı,Haziran 2007. ve Skylife dergisi 1995 Kasım sayısı,Cüneyt Taylaner Ebru Sanatı makalesi.

KAYNAK : http://tr.wikipedia.org/wiki/Geleneksel … anat%C4%B1

61 toplam görüntüleme, 1 bugün

Ebru Sanatı Nedir

| Türk ebru | 21 Mayıs 2018

Ebru Sanatı Nedir ?, Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden birisidir. Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır. Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında.

Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur.

Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.

Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.

Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.

Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.

Ebru Nedir? Ebru Sanatı Nedir – Ebru Hakkında – Ab-I RU


Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.

Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir.

Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.

Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.

Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.

 


Resim

Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir.

Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır.

Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır.

Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır.

Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.

Bir ebru bir defa yapılabilir.Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır. Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.

Resim

Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır. Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır.

Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır. Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.

Ebru Sanatı Nasıl Yapılır ? Ebrû Sanatının İncelikleri Ebru Araç Gereçleri


ResimBATTAL EBRU : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir.

ResimGEL – GİT EBRUSU : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur.

ResimŞAL EBRUSU : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır.

ResimSOMAKİ (MERMER) EBRUSU : Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir.

ResimTARAKLI EBRU : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna ” S ” harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur.

ResimHAFİF EBRU : Üzerine daha sonra yazı yazmak için oluşturulan, renkleri soluk ve cansız ebrulardır. Burada yazı ön plana çıkar. Hazırlanan kitreye su ilave etmek ve boyalara da damlalık yardımıyla öd ve su, ilave edilerek oluşturulan malzemeyle yapılır.

ResimAKKASE EBRU : Arap zamkı kullanılarak hafif Ebrunun bazı kısımları kapatılır. Sonra daha koyu bir ebru yapılır. Arap zamkı sürülen yerler ikinci boyaları almazlar, boş kalan bu yerlere daha sonra yazı veya Tezhip yapılabilir.

ResimKUMLU-KILÇIKLI EBRU : Tekne iyice kullanıldıktan sonra dibinde kalan kitreden bu çeşit ebru yapılır. Kitrenin kirlenmesiyle oluşan mukavemet ve boyadaki su oranının az olmasıyla, teknede boyaların çatlaklar oluşturmasıyla elde edilir.

ResimYAZILI EBRU : Arap zamkıyla yazılan yazıların olduğu kısım boya almaz ve o bölüm boş kalır. Yazılı Ebruyu hem Hat hem de Ebru sanatı ile uğraşan sanatçılar yapmışlardır.

ResimHATİP EBRUSU : Zemine Battal Ebru yapılır, sonra Hatip Ebrusunda kullanılacak renkler seçilir. Tekneye boyuna ve enine dört-beş adet eşit aralıklarla boya damlatılır, içlerine diğer renkler de aynı şekilde damlatılır. Burada boyaların çaplarının eşit olmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra üzerlerine çubuk yardımıyla şekil verilir.

ResimÇİÇEKLİ EBRULAR : Zemine Battal Ebrusu yapılıp üzerine çubuklar yardımıyla lale, gelincik, karanfil, papatya gibi çiçekler yapılarak hazırlanır.

Ebru Çeşitleri Ebru Resimli Örnekleri Ebru Çeşitli Desenleri

65 toplam görüntüleme, 0 bugün

KATI SANATI

| Sanat, Türk ebru | 23 Kasım 2014

Türkler tam anlamıyla kendilerine özgü ve tamamen orijinal süsleme sanatlarına sahiptir. Bu süsleme sanatlarından biri de kağıt ve deri oymacılığı olarak bilinen “katı'” sanatıdır. İslamiyet’ten önce bulundukları coğrafyalarda Türkler kültürel birikimlerini oluşturdular ve İslamiyet’ten sonra ise Uzak Doğu etkilerini; İran, Arap ve Bizans etkileriyle sentezleyerek Osmalı kültürü Çatısı altında Avrupa’ya kadar yaydılar.Türk katı’ sanatı da bu uzun kültürel tarihi seyrin içinde Türk süsleme sanatları içinde yerini aldı.

Bugün Türkiye’deki ve Çeşitli ülkelerdeki müzelerde yazma eserler ve albümlerin cilt kapaklarındaki deri oymalardan, cilt içi süslemelerinden veya kitap içinde özenle yapılmış oyma süslemelerden, katı’ sanatının kendine özgü varlığını bütün dünyaya kabul ettirdiğini görüyoruz. Dünyada diğer kültürlerde kağıt sanatlarının bazı örneklerini görürüz. Fakat bu tarz Çalışmalar ve Türk katı’ sanatının zengin kompozisyonları ve ince işçiliğinin arasındaki belirgin farklar hemen öne Çıkar.

KATI’ NEDİR?

Kat veya katı’ kelimesinin sözlükteki anlamı ‘kesmektir’. Katı’ sanatı ise bir kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi veya şekli oyup Çıkartarak bir başka kağıt ya da deriye yapıştırmak suretiyle gerçekleştirilen bir süsleme sanatıdır. Bu şekilde yapılmış esere ‘kaatıa’ veya ‘mukatta’ sanatkarına ‘kaatı’ ve ‘kattaa’ denir. Kağıdı kesip oyarak meydana getirilen yazılara ise ‘mukatta yazı’ denir.
Resim

KATI’ SANATI NERELERDE UYGULANIR?

Tarihi gelişimi içinde katı’ sanatının ilk örneklerini deri kitap kaplarında ve kap içindeki süslemelerinde rastlıyoruz. Daha sonra gelişen kitap süsleme sanatları içinde mukatta’ yazı olarak, el yazması eserlerin içinde sayfa veya sayfa kenar süsü olarak, minyatür albümlerinde kenar süsü olarak karşımıza Çıkar. Yine kaatıa levhalarda, şiir albümlerinde ve mecmualarda, hadis ve dua kitaplarında; sülüs, nesih ve nesta’lik oyma yazı olarak uygulanmıştır.

Bu kağıt oyma hatların sayfa kenarlarındaki bordürler değişik oyma motifler ile süslenmiştir. İlerleyen zamanlarda gelişen yeni üsluptaki Çalışmaların farklı örnekleri ise yazı Çekmeceleri ve kutu üzerindeki oyma tabiat manzarası şeklindeki Çalışmalardır.

KATI’ SANATINDA UYGULANAN MOTİFLER

Katı’ sanatında geniş bir uygulama alanı olduğu gibi, zengin bir motif Çeşitliliği de bulunmaktadır. Her türlü bitkisel motif;Çiçekler, ağaçlar, otlar, meyveler yalın kat veya Çok katlı olarak Çalışılır. Ayrıca her türlü hayvan figürlerinde veya manzara kompozisyonlarındaki karma motiflerde ev, cami, köşk ve gemi gibi figürlerde uygulanmıştır. Serbest kompozisyonlarda vazo, ibrik, Çanak gibi objelerin de ustalıkla işlendiğini görürüz.

Sayfa kenarlarında dişi oyma kalıplarla hazırlanan süslemelerde Türk süsleme sanatlarında uygulanan bütün motifler ve desenler uygulanmıştır. Rumi motifleri özellikle cilt kapağı süslemelerinde köşebent, şemse ve bordür olarak yaygın bir şekilde kullanılmıştır.Genellikle üçgen veya kare formundaki geometrik süslemeler ise sayfa süslemelerinde veya sayfa aralarında separatör olarak kullanılmıştır. Ayrıca serbest formların yazı kalıbının içine veya dışına uygulanarak dantel gibi oyulduğu Çok başarılı uygulamalar da vardır.

Oymacılıkta bir motifin iki türlü kullanım şekli vardır. Bir motif kesilip Çıkartıldıktan sonra başka bir yere yapıştırılan kısma “erkek oyma” denir. Erkek oyma dikkatle kesilip Çıkartılınca, içi oyulmuş olan kısım, yani “dişi oyma” yine ayrı bir süsleme olarak kullanılmaktadır. Oymaların erkek ve dişisi yani desenin negatif ve pozitifi genellikle yanyana kullanılır.
Resim

KATI’ NIN TARİHİ GELİŞİMİ

Sanat tarihçileri katı’ sanatının Orta Asya’da bir halk sanatı olarak doğduğunu ileri sürmektedir. İlk katı’ örnekleri oyma deri kitap kaplarında görülür. İslam dünyasına bu kanalla geçmiş ilk kağıt oyma örneklerine 15. yy’da Timurlar ve Akoyunlular döneminde rastlanır.

16. yy’dan itibaren Safeviler’de ve Osmanlılar’da gelişme göstermiştir. 16. yy’ın Osmanlı münevvlerlerinden Gelibolulu Mustafa Ali Efendi’nin günümüze kadar gelen “Menâkıb-ı Hünerveran” adlı eserinde Herat’lı Abdullah Kaatı ‘nın kağıt oyma sanatının ilk ve en önemli temsilcisi olduğunu kaydeder. Aynı dönemin en önemli katı’ sanatkarları arasında Şeyh Muhammed Dost, Sengi Ali Bedahşi ve Muhammed Bakır’ı sayabiliriz. Sanatkarın “Hüseyin Baykara Divanı” bugün İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde yer alır.

Aşık Çelebi Meşairü’ş- Şu’arâ adlı eserinde, 16. yy’da Osmanlılar’da Fatih Sultan Mehmet döneminde Efşancı Mehmet’in döneminin en ünlü oyma sanatçısı olduğunu kaydeder. Ona ait kaatıa levhalar devlet erkanı tarafından ödüllendirilmiştir. Efşancı Mehmet’e atfedilen İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan Nişapuri Albümü içindeki imzasız kaatıa bahçe büyük bir ustalık ve zerafetle işlenmiştir. Yine aynı üslupta hazırlanmış Viyana Milli Kütüphanesin’deki III. Murat Albümü içindeki benzeri bahçeler Osmanlı kağıt oyma sanatının bahçe konulu en güzel örnekleridir.

Osmanlılarda kağıt oymacılığının en parlak dönemini yaşadığı Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki sanatkarlardan en önemlilerinden biri olan Benli Ali Çelebi’ye ait nesta’lik erkek oyma gazel ve rubailerin yer aldığı bir mecmua ile sülüs ve nesta’lik oyma hatla yazılmış bir 40 Hadis Kitabı Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndedir. Aynı sanatçının nesih kağıt oyma Arapça bir dua kitabı vardır. Ali Çelebi’nin oğlu Albülkerim Çelebi devrinin tanınmış şairlerindendir. Aynı zamanda da seçkin bir hattat ve kağıt oyma ustasıdır. Mehmet bin Gazanfer de nesta’lik hatla oyma yapan önemli bir sanatkardır. Her iki sanatkarın da Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde eserleri bulunmaktadır.

16. yy’ın ikinci yarısından itibaren Bursalı Fahri olarak tanınan ünlü katı’ ustası II. Selim, III. Murat ve I. Ahmet dönemlerinde eserler vermiştir. Bursalı Fahri’nin eserlerinden bazı örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.17. yy’da Mehmet Nakşi adlı ünlü katı’ sanatkarı Edirne Sarayı’nda IV. Mehmet ve ondan sonra gelen sultanlar döneminde, sarayın himayesinde oyma yazı eserler vermiştir. Bu eserlerin bazıları Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir.

17. yy’a ait önemli diğer bir eser ise Mundy Albümü olarak bilinir. Gezgin Peter Mundy’nin İstanbul’da satın aldığı Osmanlı tiplerinin tasvirlerinin yer aldığı eserin sayfa kenarları Çok Çeşitli kaatıalar ile süslüdür. Eser Londra British Library’dedir.
Aynı devirde yaşadığı düşünülen bir başka katı’ ustası ise Gazneli Mahmud’dur. Gaznevi Albümü olarak bilinen sanatçıya ait albümün içindeki hatlar, şiirler, süslemeler, albümün cildi ve içindeki kağıt oyma Çalışmalarının tamamı kendisine aittir. Yarı kıymetli taşların da kullanıldığı devrinin üslubunu yansıtan bu önemli eser bugün İstanbul Üni. Kütüphanesindedir.

18. yy’dan itibaren, Lale Devri’nin etkisi altında kitap sanatlarında oluşan yeni bir üslup ile kağıt oyma sanatında yeni tarz eserler ortaya konmuştur. III. Ahmet ve I. Mahmut dönemlerindeki kağıt oyma yazı sanatının son temsilcilerinden biri de Mehmet Halazade’dir. Aynı zamanda hattat olan sanatkarın oyma nesta’lik eserlerinden bazıları Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir.

Yeni üsluptaki eserler arasında kaatıa manzara resimlerini sayabiliriz. Daha önceki klasik dönemdeki eserlerden farklı olarak bu Çalışmalar mukavva kutu veya ahşap yazı Çekmecelerinin iç kapaklarına Çalışılmıştır. Bu eserlerin en önemlilerinden biri Cambazzade Osman imzalı mukavva yeşil bir kutu içindeki kaatıa bir manzara resmidir. Çok Çeşitli bitkilerin, ağaçların ve hayvanların yer aldığı bu zengin kompozisyonda üç boyutlu bir görünüm hakimdir.

Katı’ sanatının gelişmesinde; saraya bağlı Çalışan sanatkarlar ve saray dışındaki Çarşı ustalarının yanısıra Mevlevi derviş ve dedelerinin de büyük rolü olmuştur. Eskiden Mevlevi dergahları ilim ve sanat yuvasıydı. Bu dergahlarda her sanat dalında olduğu gibi katı’ dalında da önemli sanatkarlar yetişmiştir. 18. yy’ın ilk yarısında yaşamış olan Mevlevi sanatkar Derviş Hasan Eyyubi’ye ait bir yazı Çekmecesinin iç kapağındaki ve dışındaki katı’ süslemeler döneminin günümüze kadar gelmiş en önemli örneklerindendir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki eserde bir Boğaziçi manzarası bütün detaylarıyla zarif bir şekilde işlenmiştir.

Kağıt oyma sanatı 18. ve 19. yüzyıllarda ağırlıklı olarak kağıt oyma yazı geleneği ve Çiçek kompozisyonları ile devam eder. Bu devrin en önemli eserlerinden biri halen Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan Mehmet Selim Divanı’dır. Bu divanın içindeki vazolu kompozisyonlar ve bahçe manzarası katı’ süslemelerinin tarzına uygun benzer Çalışmalar, Londra British Library’de bulunan bir şiir antolojisinde de yer alır. Bu antolojide ayrıca kağıt oyma hayvan tasvirleri de dikkat Çekicidir.
Yukarıda bahsi geçen eserlerden de anlaşılacağı üzere kağıt oymacılığında kağıt oyma bahçe ve Çiçek uygulamaları, 19. yy başlarına kadar karakteristik özelliklerini korumuştur. Ancak onun ardından gelen gerileme döneminde siyasi ve ekonomik olumsuzluklar sonucu sadece halk sanatı kapsamında eserler verilmiş, önemli sanat eserleri üretilememiştir.

Dünya müzelerinde yer alan dikkat Çekici, önemli kaatıa eserler arasında Paris Ulusal Kütüphanesi’nde yer alan içinde katı’ süslemelerin yer aldığı bir minyatür albümünü de sayabiliriz.

19.yy ve 20. yy başlarında Vahdeti, Süleyman, Osman Rıfkı gibi sanatkarlara ait sınırlı sayıda eserin bir kısmı İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, Antalya Şehir Müzesi, Konya Mevlana Müzesi ve Türk İslam Eserleri Müzesi’nde bulunmaktadır.
19. yy’da Osmanlı Musevi sanatkarlarının dini geleneklerine uygun olarak hazırladıkları Ketuba evlilik sözleşmeleri ve diğer süslü levhaları da katı’ sanatının farklı Çalışmaları olarak sanat tarihmizde yer alırlar.
DİŞİ OYMA KALIPLAR

Kağıt oyma sanatında dişi oyma kalıplar kullanılarak uygulanan bir süsleme tekniğidir. Özellikle 16. yy’da sayfa kenarı süslemelerinde kullanılmıştır. Aynı kalıpların birçok defa kullanılabilmesinden kaynaklanan kolaylık ve pratikliğinden dolayı yaygın bir biçimde uygulanmıştır.

Eskiden bu tür kalıpların deriden hazırlandığı tahmin edilmektedir. Daha sonra bu kalıplar, Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver tarafından karton veya şeffaf plastik kullanılarak hazırlanmıştır. Karton; oyulmadan önce bir tarafına bezir yağı sürülür ve kurutulur. Böylece karton daha sağlam ve ıslanmaya dayanıklı hale gelir. Kartonun yağlı olmayan yüzeyine geçirilen desenler oyularak kalıp hazırlanır. Bu kalıbın oyulmuş kısımlarından, küt bir fırça yardımıyla boya veya sulanmış altın ile desen zemine aktarılır. Fırça ile tamponlama yapılabileceği gibi, Çeşitli yöntemlerle püskürtme veya serpme de yapılabilir.

Bu tür süslemeli el yazması eserlerden Avrupa müzelerinde Çokça örnekleri vardır. Ülkemizde ise bu tarz süslemelerin en önemlileri Muhibbi Divanlarında ( Topkapı Sarayı Müzesi ve Arkeoloji Müzesi ), Guy ve Çevgan ( Topkapı Sarayı Müzesi) ve Kaside-i Bürde ile Divan-ı Muradi (Süleymaniye Kütüphanesi) adlı eserlerde yer alır.
Resim

 

KULLANILAN MALZEMELER

Eskiden oymacılıkta, ‘nevregen’ adı verilen ve cilt yapmakta kullanılan bir tür ucu eğri bıçak veya mukraz (makas) kullanılırdı.. Günümüzde ise, küçük ucu kıvrık makas, kretuar ve bisturi kullanılmaktadır. Makas ile elde kesim yapılır, ancak kretuar kullanımında bir zemine ihtiyaç vardır. ‘Mat’ adı verilen kesme tablası, kretuarın rahat kullanımını sağlar ve zemine sürten keskin ucun körelmesini önler.Kesilen kağıt parçaları ile rahatça Çalışabilmek ve zarar vermeden küçük hassas parçaları tutabilmek için pul cımbızı kullanılır.

Yapıştırıcı olarak nişasta muhallebisi kullanılır. Buğday nişastası ve su pişirilerek hazırlanan muhallebinin içine bir miktar şap katılır. Kağıt oymacılığın en önemli temel malzemesi ise kağıttır.

KAĞIDIN ÖNEMİ

Katı’ sanatında kaliteli yani sık gözenekli ve tüylenmeyen kağıtlar kullanıma elverişlidir. Aharlamak ve mührelemek kağıdın kullanışını arttıran unsurlardır.
Çeşitli kağıtların amaca uygun olup olmadığını bilmek tecrübeye bağlıdır. Çok ince ve yumuşak dokulu kağıtlar keserken elde kolayca deforme olup bozulabileceğinden tercih edilmez. Kolay kesilebilen, yapıştırırken kıvrılıp buruşmayan ve aşırı genleşmeyen kağıtlar kullanılır. Bu özelliklere sahip her türlü ebrulu kağıt, hazır renkli kağıt, hamurunda özel lifler, dokular olan veya üzeri baskılı fantazi kağıtlar kullanılabilir. Bunlara ilave olarak kendimiz de istediğimiz renk ve özellikte kağıtları kendimiz hazırlayabiliriz.
Resim
KAĞIT BOYAMA

Eskiden bitki ve köklerden elde edilen doğal boyalar kullanılırdı. Günümüzde ise kaliteli boya seçenekleri bol miktarda bulunduğu için daha Çok hazır boyalar tercih ediliyor. Katı’ sanatında kullanmaya uygun kağıt boyamak için, akrilik ve benzeri su bazlı boyalar kullanılır. Kağıdın özelliğini bozmayan ve solmayan kaliteli boyalar kullanılmasına dikkat edilmelidir. İstenen sonucu elde etmek için bu özellikte farklı cins boyalar birbirleri ile karıştırılarak da kullanılabilir.

Kağıt boyamanın farklı yöntemleri vardır. En eski yöntemlerden biri banyo yöntemidir. Yani tekne içindeki boyalı suyun içine kağıdı tamamen daldırıp banyo ederek kağıdı renklendirmektir. Bu işlem istenen sonuç elde edilene kadar tekrar edilebilir. Daha Çok doğal boyalar için tercih edilen bir yöntemdir.

Diğer bir yöntem, sürme tekniği ile boyamaktır. Fırça, sünger veya pamuk gibi malzemelerle kağıdın yüzeyine, kağıdın özelliğini bozmayacak ve Çok kalın bir tabaka oluşturmayacak şekilde boya sürülür. Düz bir boyama yapılabileceği gibi, değişik ton geçişleri sağlanarak, değişik formlarla baskılar yaparak veya buruşturmak, katlamak gibi kağıda değişik şekiller vererek sonsuz seçeneklerle birçok farklı sonuç elde edebiliriz.

Püskürtme yöntemi, yine tercih edilen renklendirme yöntemlerinden biridir. En basit şekliyle, sert kıllı bir fırçayı boyaya batırıp, parmağımızla kağıdın üzerine boya zerrelerini ince ince sıçratarak basitçe uygulayabileceğimiz gibi, havalı püskürtme yapan airbrush boya tabancaları da kullanılabilir. Yukarıda bahsi geçen boyama yöntemlerini birarada kullanarak yaratıcı sonuçlara ulaşılabiliriz.

KAĞIT SEçİMİNİN ÖNEMİ

Yapacağımız Çalışmanın özelliklerine göre farklı kağıt cinslerini tercih edebiliriz. Çalışmanın ebadı, kompozisyon içindeki motiflerin detayları gibi özelliklere bağlı olarak, kağıt seçimi önem kazanır. Örneğin; tamamı tek parça ve yalın kat bir oymada biraz tok ve daha dayanıklı bir kağıt tercih etmeliyiz. Aksi halde, kağıdı oyarken desen bütünlüğünü tek parça halinde muhafaza etmek mümkün olmaz. Buna karşılık; küçük ve katmerli bir gül kesiminde, üstüste yapıştırılan parçaların zarif bir görüntü oluşturması için, ince bir kağıdın tercih edilmesi uygundur. Yine Çok detaylı bir motifi kesebilmek, onun kıvrım ve inceliklerini verebilmek, ancak ince kağıtlarla mümkündür.

Kağıt seçiminde, kağıt kalınlığının yanısıra renk uyumu da Çok önemlidir. Kağıdın rengi Çiğ olmamalı, aynı zamanda donuk veya cansız durmamalıdır. Kesilecek motifin şekline ve kompozisyondaki konumuna göre, olgun bir uyumluluk oluşması için parlak ve dikkat Çekici renklerden Çok, kağıdı ve Çalışmayı ön plana Çıkaracak tercihler yapılmalıdır. Birlikte kullanılacak kağıtlar yanyana geldiğinde, gözü yormayacak, aynı zamanda motifin formunu belli edecek görünümde olmalıdır. Farklı ebrular birlikte kullanılacaksa; onların yanısıra düz renkli kağıtlar da kullanılarak göz yorucu bir görünümden kaçınılmalıdır.

Ağaç ve Çiçek gibi katmerli motiflerde; her bir katmanda sırasıyla aynı rengin farklı tonlarını açıktan koyuya veya bir kat açık renk, bir kat koyu renk sıralamasıyla Çalışmak, boyuta daha fazla derinlik kazandırır.

Oyma yazı Çalışmalarında ise, tarihi örneklere baktığımızda genellikle düz renk kağıtların tercih edildiğini görürüz. Beyaz, kırık beyaz ve Çay tonları gibi açık renklerin yanısıra, erkek veya dişi Çalışmalarda kontrast oluşturması için siyah, lacivert, yeşil gibi koyu renkler birlikte kullanılarak, hattın daha net bir şekilde görünmes

YAPIŞTIRMA

Yapıştırmak için nişasta ve su ile hazırladığımız nişasta muhallebisi kullanılır. Nişasta ve su birlikte kaynatılarak boza kıvamında bir muhallebi elde edilir. Daha sonra ufak bir miktar şap ilave edilir. Pişirirken ve soğuturken, aralıksız karıştırarak topaklanma veya üzerinde kabuklanma olması önlenir. Eğer istenmeyen bir topaklanma oluşuysa, muhaellebi sık bir tülbentten süzülerek kullanılabilir. Kullanıldıktan sonra artan muhallebi oda sıcaklığında birkaç gün tazeliğini korur.

Yapıştırma yapmadan önce, yapıştırılacak zeminin üzerinde motifin dış sınırları kalemle ufak işaretler konarak belirlenir. Bu sınırlar içine muhallebi ince bir tabaka halinde, dengeli bir şekilde hızlıca sürülür. Muhallebi kurumadan motif dikkatlice yerine yerleştirilir. Üzerine kağıt havlu veya bir parça kraft kağıdı kapatılır. Bu şekilde üzerine bastırarak motif kaydırmadan yapıştırılır. Taşan muhallebi kağıt havluya geçer. Taşan fazlalıklar bitene kadar bu işlem birkaç defa tekrar edilir. Oyulmuş parçalar sıra ile bu şekilde yapıştırılır ve kendi kendine kuruması için bekletilir.

Çok büyük boy motiflerde, motifin tamamı tek seferde yapıştırılmaz. Önce motifin sadece ana hatları yapıştırılır. Daha sonra kalan kısımlara sırayla devam edilir. Bazı Çalışmalarda üç boyut etkisi verebilmek için kağıdın uç kısımları zemine yapıştırılmadan bırakılabilir. Katmerli Çiçek Çalışmalarında, her bir katın arasına ufak bir miktarda sürülen muhallebi ile katlar üstüste yapıştırıldıktan sonra ortasına mühre ile bastırılır. Bu şekilde bütün katların iyice birbirine yapışması sağlanırken, aynı zamanda Çiçek katlarının kenarlarının hafifçe kalkması da temin edilir. Çiçek bu şekilde kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra gerekirse, tekrar Çiçek katları dikkatlice kat araları düzeltilir. Katmerli ağaç ve hatayi Çalışmalarında da aynı şekilde, sıra ile üstüste parçalar gerekli olan taraflarından yapıştırılır ve kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra tekrar elde düzeltilerek üç boyut etkisi verilir.

Büyük ve tek parça oymaları yapıştırırken genleşme daha fazla olacağından öncelikle genleşme dikkate alınarak yapıştırma yapılır. Erkek oymalarda genellikle yapıştırmaya ortadan başlanarak dışarı doğru devam edilir. Böylece genleşmenin her yöne dengelenmesi sağlanır. Dişi oymalarda ise, desen kısmı ortada oyuk olarak bulunduğundan, önce desenin dış Çerçevesi yapıştırılır. Daha sonra dıştan içe doğru sırayla devam edilir. Bu şekilde, genleşme en aza indirilirken, desenin formu da bozulmaz.

Resim
Kaynakça

Gülbün Mesara,Türk Sanatında İnce Kağıt Oymacılığı (Katı’)

Gülbün Mesara-Prof Dr. Aykut Kazancıgil, Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver Türk

Süsleme Sanatları 2

Filiz Çağman, Katı’, TDV İslam Ansik.

Kemal Çığ, Türk Oymacılar ve Eserleri, AÜ İlahiyat F. Yıllık Araştırmalar Dergisi

Alıntıdır..

52 toplam görüntüleme, 0 bugün

  • Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

    tarafından on 3 Temmuz 2018 - 0 Yorumlar

    Didim Tavşan Burnu orman  Kampı  Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan ...

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorumlar

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...

  • Didim nerede, Didime nasıl gidilir ?

    tarafından on 1 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir...

  • Hayattan aldığım 45 ders

    tarafından on 29 Mayıs 2018 - 0 Yorumlar

    Hayattan aldığım 45 ders Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" baş...

  • Dim Çayı Alanya

    tarafından on 12 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    Dim Çayı Alanya Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya'nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çay...

Son Konular

  • Yüreğin senin kılavuzundur

    tarafından on 39 dakika önce - 0 Yorum

    Yüreğin senin kılavuzundur Ortada bir sorun olduğunu hissetiğinde yüreğinin içine bak. Rahat hissediyorsan doğru yoldasın. Yüreğin senin kıstasındır. O raha...

  • En Mükemmel Kadın

    tarafından on 17 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    En Mükemmel Kadın, Çocuklarına Babalarının yokluğunda baba, olabilecek kadındır. Goethe

  • Eğer sen, can konağını arıyorsan

    tarafından on 13 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdir...

  • Kıskançlık kıyaslamaktır

    tarafından on 12 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Kıskançlık kıyaslamaktır Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, biz kıyaslamak üzere koşullandırılmışızdır, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi va...

  • Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır... Dostoyevski