Seyahat arşivleri - Gezi Rehberi

Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş YapRSS Feed

İznik Gölü Nerede nasıl gidilir

| Gezi Rehberi | 9 Temmuz 2018

İznik Gölü Nerede nasıl gidilir

İmg: Sdas – dasbil.com İznik Gölü

İznik Gölü Nerede nasıl gidilir,  İznik gölü,  Gemlik ile İznik arası yolu, Tek şerit olarak ulaşım sağlanmaktadır, İznik Pamukova arasının bir kısmı yapılmış anca çalışmalar henüz devam etmektedir.

Ulaşım yolları tamamlandığı taktirde İznik Gölü öncelikle ekonomi bakımında Ülkemiz ekonomisine, önemli bir destek sağlayacaktır.

İznik gölü, Geniş kıyı bandı boyunca köyler,  tesisler,  tarlalar ile her yerinden ayrı güzel manzarası olan huzur dolu bir gölümüzdür.

İznik gölüne nasıl gidilir, İstanbul İznik gölü arası 122 Km yaklaşık olarak 1 saat 47 dakika ,   Ankara İznik gölü arası Sakarya Hendek üzerinden 403 Km 4 saat 19 dakika  kadar sürede ulaşılır.

Sakarya İznik gölü Pamukova, Mekece üzerinden 106 Km 1 saat 31 dakika bu yolda çalışmalar devam etmektedir  Anadolu otoyolu üzerinden 151 Km yaklaşık 1 saat 40 dakika sürmektedir

SDas

İznik Gölü özellikleri

İmg: Sdas – Dasbil.com

İznik Gölü, Marmara Bölgesinin en büyük gölüdür.

Ayrıca Ülkemizin beş büyük gölü arasında yer almaktadır.

İznik  gölünün oluşumu tektonik olup, tatlı su gölüdür.

En büyükleri Kuzeydoğu Karasu ve güneybatıdaki Sölöz olmak üzere derelerin göle girdiği noktalarda küçük deltalar oluşur.

Ayrıca bu gölde geniş sazlıklarda meydana gelmiştir.  Gölü besleyen derelerin gölle buluştuğu noktalarda oluşan sazlıklar göl için son derece önemlidir.

İznik Gölü Fiziki Özellikleri

Bu göl tektonik çukur içinde oluşan, yüz ölçümü 310 kilometre kareyi bulan göller arasındadır. Elips şeklinde olan bu gölün uzunluğu 35 kilometre bulmaktadır.

Gölü’nün uzunluğu 12 kilometre olup; çevresi 95 kilometre karedir. Bu bölgede kış ve bahar aylarında su seviyeleri yükselmekte ve yaz aylarında ise su seviyelerinde azalmalar görülmektedir. Bu göl ile ilgili kuzey kesiminde ve batı kısmında uzanan derin bir oluk bulunur.

Bu oluk gölün en derin yeri olarak bilinirken 65 metre derinliği ile İznik Gölü’nün en derin yeri olarak bilinir. Yağışlı dönemlerde gölün alanı 1.2 148 metre kareye bulmaktadır.

img: Sdas -Dasbil.com

Bu su seviyesi mevsimlere göre değişmektedir. Aralık aylarında alçalmış olan su seviyesi, yağmurlar ve kar sebebiyle yükselmektedir.

En düşük su ortalama düzeyi Aralık ayında görülmektedir ve bu zamandan sonraki yağışlar ile yükselir. En yüksek zamanı mayıs ayında görülür.

Gölün suyunun sıcaklığı olan yukarılarda yüksek iken, derine gidildikçe azalmaktadır. İznik gölü alanı 1990 yıllarda sit alanı olarak ilan edildiği bilinmektedir.

Bu gölün toplam toprak potansiyeli 6674 He olup; toprakları verimli bir yapıya sahiptir. Bu gölü besleyen göller arasında Karasu deresi önemli yer almaktadır.

Başka besleyen dereler ise şöyledir; Ana dere, Küçük köy deresi, Derbent deresi ve Çınarlık deresi olarak bilinmektedir.

İznik Gölü’nde Bulunan Canlılar

Bu alanda bulunan sazlıkların arasında koloniler halinde küçük karabatak canlıları yaşamaktadır. İznik Gölü kış aylarında Sukuşu barındırmamaktadır. Bunun sebebi hava soğukluğu olarak bilinmektedir.

İznik’te Balıkçı Kooperatifleri bulunur. Bu bölgede bulunan balıkların ilk sırasında kerevit gelir. Diğer balık çeşitleri ise alabalık, istakoz, sazan ve yayın balıkları da bulunmaktadır.

Gölde bitki ve yosun türleri de oldukça zengindir. İçerisinde bir de pamuk veya üstüpü gizli açık yeşil renkli birçok yosun türü mevcuttur. Bunun sayesinde göl içerisindeki oksijenin azalması önlenir.  Böylelikle balıkların hava alması sağlanmış olur.

İznik Gölün’de belirli dönemlerde avlanma yasağı gelmektedir. Burada bulunan canlıların korunması için bu yasaklara uymak gerekir. İznik Gölün’de gümüş balığı da bulunmaktadır. Burada bulunan Gümüş balığının avlanılması yasaktır.

İznik Gölü Çevresindeki Faaliyetler

Burada bulunan halk geçimini tarım alanları ve zeytinlikler sayesinde sağlamaktadır. Burada bulunan toprakları ekip biçerek ve gölden aldıkları sular ile tarım yapıp; kazancı dönüştürürler.

İznik  gölünün çevresinde bulunan zeytin ağaçlarını ve üzüm bağlarını yetiştirilerek, bunlardan elde edilen mahsuller ile burada bulunan halk geçimini sağlamaktadır.

İznik Gölü’nün bölgenin en geniş ve güzel piknik alanlarına sahiptir. Gölün bir tarafı çamlar ve diğer tarafı zeytinliklerle dolu olup; harika görüntüsü ile piknikçilerin vazgeçilmez alanlarındandır

Burada bulunan günübirlik dinlenme alanları dışında, bu bölgede çadır ve kamp uygulaması da mevcuttur.  Ayrıca bu bölgede yapılabilecek sosyal tesisler ile oldukça güzel vakit geçirilebilir.

İznik Gölünü  Gölyaka tarafında  360 olarak izlemek için tıklayın

Kaynakça : https://www.goller.gen.tr/iznik-golu.html

77 toplam görüntüleme, 0 bugün

Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

| Gezi Rehberi | 3 Temmuz 2018

Didim Tavşan Burnu orman  Kampı 

Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan Burnu Tabiat Parkında, ziyaretçilere  günübirlik kullanım amaçlı reaktif faaliyetler,  çadır ve karavanlı konaklama imkanı sunulmaktadır.

img: Sdas - Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

img: sdas dasbil.com

Didim Tavşan Burnu orman  Kampı,  Yalı Köy yolunun hemen  altında  bir kamp yeri,  ancak daha çok Plaj ve Piknik yeri  olarak’ta  kullanılmaktadır.

Ailece’de   günü birlik gidip  denize girmek,  gerektiğinde kampta yapıla bilen bir kamp yeri.

Suyun bir  kısmında deniz kestanesi olduğundan suya girilmemesi için  uyarı levhaları konulmuştur, buna rağmen güzel bir plajı ve keyifli bir ortam sunulmaktadır.

Tavşan Burnu orman  Kampı  Plajın, olduğu ortamda  masa ve oturaklarda mevcut, mangal keyfi için bırakılan çöp bidonları bulunmaktadır.

Tuvalet ve duş yerleri bulunmaktadır, aracınız ile giderseniz şayet araç için ücret alınmaktadır. 03.07.2018 tarih itibarıyla 3 kişi bir araç bedeli 12 TL  olarak  ücret alınmaktadır.

Tavşan Burnu orman  Kampında, Çadır kurulma yerleri’de mevcut, ayrıca kampta market hizmetleri’de var,  yani gayet iyi düşünülmüş ve donanımlı bir ortam.

Didim Tavşan Burnu orman  Kampı nerede,  nasıl gidilir

Didim Tavşan Burnu orman  Kampı, Didim Merkez’e 6 Km,  Aydın’a 94 Km, İzmir’e 155 Km, Bodrum’a 116 Km  ve Sökeye 47 Km mesafede bulunmaktadır.

Apollo Tapınağına 5 Km  Altın Kum plajına 10 km uzaklıktadır.

Didimden günü birlik şehir içi araçları ile  veya Didim Söke araçlarıyla’da ulaşım sağlanabilmektedir.

Didim Tavşan Burnu orman  Kampını 360 derece görüntülemek için tıklayın

Didim Tavşan Burnu orman  Kampını 360 derece görüntülemek için tıklayın

S.Das

 

1346 toplam görüntüleme, 5 bugün

Didim Altın Kum Plajı Nerede, Nasıl gidilir

| Gezi Rehberi | 3 Temmuz 2018

Didim Altınkum plajı nerede 
Didim Altınkum plajı, Ülkemizin en iyi plajlarından, Didim’de de en çok tercih edilen plajlarından bir tanesidir.

Altın kum plajı Aydın İlimizin  Yenihisar (Didim) ilçesinin güney kesiminde, bir koyda kurulmuş  bir plajdır, plajın

img: Sdas – Dasbil.com

çevresinde eğlence merkezleri çay bahçeleri bulunmaktadır, ayrıca plajın bulunduğu kesimde tur hizmetlerini yapan tekneler diğer tatil merkezlerine turlar düzenlemektedir.

Plajın güneyinde  etrafı daha iyi görebilmek adına,   yüksek bir alana kurulmuş bir’de  park bulunmaktadır, Didim Altın kum plajının özelliklerini saymakla bitmez.  

Plajın çevresindeki alanda Medusa ve posedion heykelleri’de mevcuttur.

Plaja gelen ziyaretçiler bol bol fotoğraf çekerek anlarını ölümsüzleştirmektedirler.  Gündüz deniz keyfi, geceleri de adeta  bir eğlence merkezine dönüşmektedir.

img: Sdas – Dasbil.com

Altın kum plajı ismini güneş ışınları altında parlayan kumlardan almaktadır.   Neredeyse tüm dünyadan bu plajı kullanmak için binlerce turist tercih etmektedir.

Altın kum plajı Didim belediyesi tarafından işletilmektedir.  Plajda Şezlong ve şemsiye hizmeti de verilmektedir.

Altın kum plajında Şezlongsuz alanlarda hizmet vermektedir. Kendi şemsiyesi ve sedirini getirmek isteyenler için ayrı bir alanda vardır. Plajda otopark bulunmaktadır fakat yaz aylarındaki yoğunluklardan dolayı park yeri bulamaya bilirsiniz.

Didim Altın kum Plajına  Ulaşım

img: Sdas – Dasbil.com

Altınkum plajı,  Merkezden uzaklık olarak bazı yerlerden 3 km bazı yerlerde 2,5 km  mesafededir. Merkezden   Ege Caddesi, liman yolu veya Atatürk caddesinden ulaşım sağlanmaktadır.

Merkezden Atatürk bulvarı güzergahından sürekli ulaşım sağlanmaktadır.  Plaj aynı zamanda birçok noktaya  yürüyüş mesafesinde, yürüme ile de  birçok noktadan ulaşım sağlanabilir.

 

 

Medusa heykeli Altın kum
img: Sdas dasbil.com

Didim Altınkum plajına Posedion Heykelinden sonra Güzeller Güzeli Medusa’nın Heykelide yapıldı . 

Medusa’ nın hikayesi, Klasik mitolojiye göre, Bütün Tanrıları kendisine aşık edecek, Bütün kadınları kıskandıracak bir güzelliğe sahipti Medusa.

Güzelliğiyle rakip olacak bir kadın yoktu. Zeka tanrıçası Athena’ ya ait bir tapınakta yaşar.

Denizler tanrısı poseidon, Medusa’ ya aşık olur, Ona olan tutkusuna yenik düşer ve Athena’ nın  tapınağında ona zorla sahip olur.

Athena kendisini aşağılanmış hisseder ve kıskançlık ve sinirden medusayı lanetler,  Her bir saç telini yılana yüzünü ifrite çevirir ve sürgüne yollar.

Fakat bununlada yatışmayan Athena üvey kardeşi Perseus’ la iş birliği yapar ve perseus kılıcıyla Medusa’yı öldürür.

Medusa’nın lanetli halini simgeleyen rölyef 5 km yukarıda bulunan Apollon Tapınağı’nda bulunmaktadır.”

 

S.Das

Didim Altın kum Plajını 360 olarak görüntüleme için tıklayın 

 

photo : Sdas – dasbil.com

83 toplam görüntüleme, 1 bugün

Urfa Balıklı Göl

| Gezi Rehberi | 30 Haziran 2018

Urfa Balıklı Göl

Urfa Balıklı göle Nasıl Gidilir: Özel araç veya taksi ile gitmek isterseniz;

İstanbul’ a 1263 km,

Ankara’ ya 810 km,

İzmir’ e ise 1251 km uzaklıkta bulunmaktadır.  

Diğer şehirlerden düzenlenen otobüs seferleriyle, uçakla veya trenle ulaşabilirsiniz.  Balıklı Göl, Şanlıurfa şehir merkezinde yer almaktadır. Şehrin her yerinden şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir.   Derinliği   3,5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan,  sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir, dolayısala balıklara dokunmazlar.

Rivayete göre  Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur.

Bu mucizenin gerçekleştiği mekânın Balıklı göl ve çevresi olduğuna inanılır, Dini bayramlar, Mevlit ve Kandil gecelerinde en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşır.

Balıklı göl Platosunda Hz İbrahim’in doğduğu mağarada bulunmaktadır.  Üç semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz.İbrahim’in doğduğu mağaranın ziyaretçisi hiç eksik olmaz. Her dinden her ülkeden ve her şehirden ziyaretçinin yılın her mevsiminde bu mağarayı ziyaret eder.

 

Balıklı göl Şanlıurfa’nın turizm  konusunda önemli yer almaktadır.

Güzel ülkemin güzel yerlerinden  biri Şanlıurfa  Balıklı göl, Şanlıurfa’ya geldiğinizde mutlaka gezip  görmeniz gezmeniz gereken bir yer.

Balıklı göl’ün  Çevresinde yer alan ve satışı yapılan yöresel ürünlerinide beğendim.

 

Gölün etrafında balıklara atmak için yem satandan tutunda, eski Türk kıyafetleri ile fotoğraf çekilebileceğiniz başka bir alanda mevcuttur.  Ayrıca çevre düzenlenmesi’de  gayet güzel yapılmış.

Gezip alışverişinizi  yaptıktan sonra dinlenebileceğiniz parkta yer almaktadır.

Kısacası Ülkemizin  en güzel şehirlerinden, Adıyla Şanıyla Şanlıurfa da bulunan Hz. İbrahim in ateşe atıldığı Allahın izniyle ateşin suya dönüştüğü Balıklı Göl muhteşem, herkesin oraları gidip görmesi gerekir diye düşünüyorum.

 

SDas

 

Urfa Balıklı Göl’ü 360 olarak görüntülemek için tıklayın 01 

 

Urfa Balıklı Göl’ü 360 olarak görüntülemek için tıklayın 02

 

 

Kaynak : https://www.sanliurfa.bel.tr/icerik/223/30/balikligol 

 

64 toplam görüntüleme, 1 bugün

Apollo Tapınağı Nerede Nasıl Gidilir

| Gezi Rehberi | 28 Haziran 2018

Apollo Tapınağı Nerede,  Nasıl Gidilir ve Tarihçesi

Apollo tapınağı Aydin ilinin, Yenihisar (Didim ) ilçesinin, Efeler mahallesinin üst kısmında , Söke Didim Yolu üzerinde bulunmaktadır, yürüyerek veya Şehir içi araçları ile’de ulaşım sağlanabilmektedir.  Bugün itibariye giriş ücretli, 10 Tl olarak alınmaktadır.

Medusa_heykerli_apollo_tapınağı photo: sdas dasbil.com

photo: sdas dasbil.com

Apollo Tapınağı, Milattan önceki yüzyıllarda yaşayan insanlar büyü, fal ve kehanet gibi şeylere çok inanırlarmış.

Üstelik bu inançları onların yaşamlarını yönlendiren en büyük faktördü.

Ancak dinsel duyarlılıkları oldukça karışık ve değişkendi.

Kendilerince yararlı ve güzel herşeyin ayrı bir tanrısı olduğunu varsayıyorlardı.

Mesela denizlerin tanrısı Poseidon’du, aşk tanrısı Eros, şarap tanrısı Dionysos, ışık ve güneş tanrısı ise Apollon idi.

Hemen hemen tüm antik çağ boyunca bereketli Ege Bölgesi sahil kesimlerine ve Büyük Menderes (Meandros) Deltasına yerleşerek buralarda yaşayan halkların inanç kültürleri bu doğrultuda şekillenmiştir.

Didim’e de bu inanç kültürlerinden bir heybe miras kalmıştır…

Efsaneye göre, Tanrı Apollon bir gün Didyma yöresinde çobanlık yapan Brankhos’a rastlar.

Onun saf ruhundan ve nazik yaklaşımından çok hoşlanan Apollon, ona biliciliğin (yani kehanetin) sırlarını öğretir.

Öğrendiği tanrısal sırları insanlara aktarma amacındaki çoban Brankhos, bugünkü Apollon Tapınağı’nın bulunduğu yerdeki defne ormanı ve su kaynağının hemen yakınına tanrısı Apollon adına ilk tapınağı kurar.

Zaman içinde Brankhos soyundan gelenler ‘Brankhidler’ olarak anılmıştır. Bu soydan gelenler çok uzun yıllar boyunca Apollon Tapınağı’nın yöneticiliğini yapmışlardır.

Bundan dolayı ‘Didyma’ asırlar boyu; ‘Brankhidai’, yani Brankhidler Ülkesi adıyla da anılmıştır.

apollo_tapınağı İMG: sdas dasbil.com

Kazıbilimcilerin Ege’deki cennetlerinden biri olan Apollon Tapınağı, Apollo’nun kız kardeşinin adına yapılan Efes’teki Artemis Tapınağı’nın bir benzeri olarak inşa edilmek istenmişti.

Sonuçta onlar ikiz kardeşti ve tapınakları da birbirinin aynısı olmalıydı.

Eğer antik çağ mimarları bu amaçlarına ulaşabilmiş olsalardı, günümüzde belki de aralarında Didim’deki Apollon Tapınağı’nın da yer alacağı Dünyanın 8 Harikası’ndan bahsediliyor olacaktı.

Tarihçiler ve yer bilimciler Apollon Tapınağı’ndaki en büyük yıkıma 1493 yılında tüm Ege coğrafyasını etkileyen büyük bir depremin sebep olduğu tezinde birleşirler.

İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinden tam 40 yıl sonra meydana gelen bu depremde büyük hasar alan tapınak, ilerleyen asırlarda kendi haline terkedilerek adeta bir harabe haline gelmiştir.

Ancak tapınak çevresindeki verimli araziyi yurt edinen yöre halkı tarafından kurulan minik yerleşke, sonraki yüzyıllarda giderek bir Rum köyüne dönüşecek olan Yoran Köyü’nün temellerini oluşturmuştur.

Antik Milet’in kutsal kapısından başlayan ‘Kutsal Yol’, mümkün mertebe deniz kenarını takip ederek Didim’in

(günümüzde Mavişehir olarak bilinen) Panormos limanına ulaşmaktaydı.

Buradan sonra ise güneye doğru kıvrılarak Apollon Tapınağı’nın adak ve sunu terasının önünde son buluyordu.

Milet ile Apollon Tapınağı arasındaki yaklaşık 16,5 kilometrelik uzunluğa sahip olan ‘Kutsal Yol’un genişliği ise 5 ila 7,5 metre arasında değişiyordu.

‘Kutsal Yol’un Apollon Tapınağı’na ulaşmadan önceki, yani Milet çıkışındaki ilk 5-6 kilometrelik bölümü;

Apollo rahip ve rahibelerine ait oturan insan heykelleriyle, yatan aslan ve (Mısır piramitlerinin yakınındakine benzeyen) sfenks figürleriyle süslenmiş ihtişamlı bir güzergah olarak inşa edilmiştir.

Ege’nin gözboncuğu mavisi Didim, arkaik dönemde yaklaşık 100 yıl kadar Branchidler adı ile bilinen rahiplerin yönetimi altıda kalmıştır.

Bilhassa bu tarihten itibaren tapınağın ünü, antik Ön Asya’nın tamamını sarmıştı.

Ünlü Yunanlı tarihçi Herodotus  yani Heredot’a göre, M.Ö VII. yüzyılda Mısır kralı Necho ve Lidya Kralı Kroisos tarafından kutsal bir tapınağın bulunduğu Didim’e çok değerli armağanlar sunulmuştur.

Hemen yanıbaşımızda, Bodrum yakınlarındaki Halicarnassos’da doğan ve ‘Tarihin Babası’ olarak da anılan Heredot,  eserlerinde Kral Kroisos’un Didim Tapınağı’na aynen Delphi’ye gönderdiği altın sunular ağırlığında ve değerinde hediyeler gönderdiğini yazmaktadır.

Arkaik Didim’e ait ilk mabet ise, yapılan kazı buluntularına göre M.Ö. VII. yüzyılda inşaasına başlanmış ‘tanrılara adanan arazi’ anlamına gelen bir temenostur.

İlk mabedin bundan yaklaşık 100 yıl sonra yapılan kolonadlarla beraber pek görkemli olmayan bir yapıya sahip olduğu varsayılmaktadır.

M.Ö. VI. yüzyılın ilk yarısında ise, İon dünyasının ulaştığı en parlak dönemde, Apollon Tapınağı büyük bir mabet haline dönüştürülmeye başlanmıştır.

Bu arkaik tapınağın mimari yapısında, aşağı yukarı aynı dönemlerde yapılmış oldukları belirlenen Efes ve Sisam tapınaklarından etkilenilmiştir.

Bilicilik, yani kehanet merkezi olarak yapılan Apollon Tapınağı, 85,15 x 38,39 metre ölçülerinde bir dipterostur— yani çevresinde çift sıra sütun bulunan bir mabettir.

Yanlarda 21 çift sıra sütun, ön yüzünde 8 ve arka tarafında 9 sütun sırası olacak şekilde tasarlanmıştır.

Apollo Tapınağı

Halkın ibadet amacıyla kullanacağı ‘naos’ adı verilen iç avluyu çevreleyen 104 sütun ve ‘naos’ta bulunan 8 sütunla birlikte toplam 112 sütunu vardır.

Kutsal avlu 17,5 metre yüksekliğinde bir duvarla çevrili olduğundan, dışarıdan bakıldığında üstü kapalıymış izlenimini vermekteydi.

Ancak yüksek maliyeti ve havalide sürekli devam eden savaşlar tapınağın inşasının tamamlanmasına izin vermedi.

Bu dönemdeki tapınağın ölçüleri, onun Efes’teki Artemis Tapınağı ve Sisam Adasındaki Heraion Tapınağı’ndan sonra, antik dünyanın üçüncü büyük tapınağı yapmaya yetiyordu.

Ayrıca sütunlarının yükseklikleri bakımından da çok görkemliydi. Her sütun, kaide ve başlıkları dahil 19,60 metre yüksekliğindeydi.

Kehanetçilerin misafirlerini kabul ettikleri ana salonun girişinde iki yarım sütun ve salonun içinde de iki sütun bulunmaktaydı. Bu sütunlar diğerlerinin aksine yapraklı, kelebekli, kral tacı gibi ‘korint’ başlıklıydı.

Çevresinde geniş bir defne ağacı korusu bulunan tapınak, yedi basamaklı 3,5 metre yüksekliğinde bir kaide üzerine inşa edilmiş ve orta tarafta 14 basamaklı giriş merdivenleri bulunmaktaydı.

Aslında bu büyüklükte bir yapının kolay kolay tamamlanamayacağı açıktır.

Bu nedenle inşaat M.Ö. III. ve II. yüzyıllarda da devam etmiş, hatta bir kısmı Roma döneminde yapılmıştır. Bütün bunlara rağmen tapınak ilk orijinal planlarına göre tam olarak bir türlü bitirilememiştir.

Günümüzden yaklaşık 2.600 yıl önce inşa edilen bu kutsal avlu 53,63 x 21,71 metre ebadında olup, duvar yüksekliği 25 metreden fazladır. Kutsal avlunun batı ucunda kült heykelinin bulunduğu daha küçük bir yapı (sekos) vardı.

Kutsal avlunun doğusunda ise, 15,20 metre genişliğinde ve 24 basamakla çıkılan bir merdiven yer alıyordu. Bu merdiven kehanetlerin yazılıp söylendiği salona açılmaktaydı ve burası da 14,04 x 8,74 metre boyutlarında çatısı 20 metre yüksekliğinde mermerle kaplı bir salondu.

Bu salonun zeminindeki yekpare mermer blokların her birinin tahmini ağırlığı 70 tondur. Apollon Tapınağında bulunan sütunların beherinin o zamanki maliyeti 40.000 drakhme/drahmi idi.

İnşaatta çalışan yüzlerce işçinin her birine de 2 drakhme yevmiye ödeniyordu.

Apollo Tapınağını 360 derece görüntülemek için tıklayınız

Kaynak : http://www.didim.bel.tr/ 

93 toplam görüntüleme, 0 bugün

Alanya Kalesi ve Tarihçesi

| Gezi Rehberi | 25 Haziran 2018

Alanya Kalesi ve tarihçesi

Alanya Kalesinin Surlarının uzunluğu toplamda  6.5 kilometredir. Eski dönemlerde Kandeleri olarak adlandırılan Alanya yerleşimine kale Helenistik dönemde inşa edilmiştir.

Günümüzdeki tarihi dokusu 13.yüzyıl Selçuklu eseri olan kalenin, tarihi Helenistik döneme kadar inmektedir. Kale  1221 yılında kenti fethedip  yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır.

Kalede toplam 83 kule ve 140 burç vardır. Ortaçağda surların içinde bulunan kentin su gereksinimini sağlamak üzere 1200 kadar sarnıç

yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı halen kullanılmaktadır.

Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu, Arap Evliyası ve Esat Burcu’nu takiben Tophane ile Tersane’yi geçip Kızılkule’de bitecek şekilde yapılmıştır.

Romalı korsan Tryhos’un savaşçıları tarafından MÖ 2. yüzyılda Korakesion adıyla kuruldu.

Doğu Akdeniz’deki korsan faaliyetlerinden rahatsız olan Romalılar, kaleyi MÖ 64-65 yıllarında ele geçirdiler.

Alanya- Antalya S.das dasbil.com

alanya- antalya S.das dasbil.com

Kale ve etrafındaki yerleşim, 1220-1221 yıllarında I. Alaeddin Keykubad tarafından Selçuklu ülkesine katıldıktan Sonra, sırasıyla Karaman oğulları, Memlukler idaresine geçmiş, son olarak da Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmiştir.

Bu Yarımadanın zirvesinde günümüzde müze olarak düzenlenen İçkale bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad sarayını burada inşa ettirmiştir.

 

Günümüzde de kalede yerleşim vardır. Kale motorlu taşıt trafiğine açık olmakla beraber yürüyerek ise takriben birb saatte İç  kale’ye varılmaktadır.

Alanya kalesinin Bütün Alanyayı gören, çok güzel bir manzarası var. Alanya’ya gelen herkes ziyaret etmeli bence. Teleferik ile çıkarsanız eğer gezinize ayrı bir keyif katarsınız,  kaleye Yürüyerek de çıkılıp inile bilinir.

 

Sdas

 

32 toplam görüntüleme, 0 bugün

Antalya Belek nerede? nasıl gidilir?

| Gezi Rehberi | 16 Haziran 2018

Antalya Belek nerede? nasıl gidilir?

Antalya Belek’e  nasıl gidilir?  Antalya ile   Belek  arası mesafe olarak,   En hızlı rota, normal trafik     Mersin – Antalya Yolu/D400 üzerinden. 31 dk. (33,2 km) dir, ulaşım,  Antalya hava limanı  ile Belek arası transfer araçları ile de ulaşım sağlanmaktadır

antalya_Belek_dasbil_sdas

Antalya Belek dasbil sdas

Antalya Belek seyahatimizde, ilk adresimiz,  konaklama yerimiz  otel Belconti oldu.

  • Öncelikle otelde disiplin ön planda, Temizlik aynı şekilde,  disiplinli bir şekilde sağlanmaktadır.
  • otelin çevre düzenlemesi ve özelikle yapılan spor etkinlikler’ine  fırsat buldukça  katıldık  vede etkinliklere katılmaktan  çok keyif aldım, kendimi evimde gibi hissettim, ilgililere çok teşekkür ederim.

 

 

Oteller 

Hotel Belconti’nin bulunduğu mevkide, Sueno Hotels Deluxe Belek, Calista Luxury Resort, Susesi Luxury Resort, Ela Quality Resort Belek, Limak Arcadia Golf Resort, Güral Premier, Spice Hotel & Spa, Adam & Eve Hotels, Maxx Royal Belek Golf Resort, Voyage Belek Golf & Spa, Voyage Belek, The Montgomerie Golf Complex Gibi Daha çok otel konaklama ve etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

bellek360olakgörüntüle

bellek360olakgörüntülemekiçinResmetıklayını

Golf  ve  Belek;  Antalya’nın en popüler tatil merkezlerinden biri olan Belek, eşsiz bir doğal güzellikleri ve mükemmel iklimi sayesinde sadece Türkiye’de bir marka değil, dünyanın en popüler tatil yerlerinden biri haline gelmiştir. Belek sayısız beş yıldızlı otel ile kaplı on yedi kilometrelik bir sahil şeridine sahiptir.

Belektete 10 golf kulübü, 47 beş yıldızlı otel ve tatil köyü,  14 golf sahası, 50 futbol sahası ve profesyonel ve amatör sporculara hizmet veren 200’den fazla tenis kortu bulunmaktadır.  Aynı zamanda,  Belek, Avrupa’da golf turizmi için vazgeçilmez bir yer haline gelmiştir.

Belek, dünya standartlarında golf kulüpleri, lüks konaklama tesisleri ve golf meraklıları için bu kadar cazip kılan en iyi golf altyapılarından birine sahiptir.

 

Belek, şirin bir tatil beldesidir. Belek’in  Tarihi alanları, güneşin öptüğü plajların ve birinci sınıf golf sahalarının harmanlandığı bir iklimle birlikte, Belek’i gençlere çekici kılıyor. Buna ek olarak, belekte kalışınızı heyecanlı ve konforlu hale getirmek yukarıda belirttiğim çok çeşitli lüks oteller var.   Dahası, dost canlısı  Türk insanı Belek’i şüphesiz’ki  sıcak ve çekici kılmaktadır.

Belek, çeşitli ilgi alanlarına sahip,  Turizm için bir tatil beldesi olarak geliştirilmiştir. Denizin ve dağların doğal güzelliği, özenle planlanmış golf sahaları ve zengin tarihi ile herkes için bir şeyler var.  Öyleyse çantalarınızı toplayın ve geçmişin ve günümüzün size rüya gibi bir tatil sunması  için birleştiği bu egzotik Tatil beldesine  gidin.

Antalya Belek 360 görüntülemek için tıklayını

64 toplam görüntüleme, 0 bugün

Dim Çayı Alanya

| Gezi Rehberi | 12 Haziran 2018

Dim Çayı Alanya
Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya’nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çayına yapıldı,

Ülkemizin Sıcak yaz günlerinde nefes alabildiğimiz Güzel yerlerden bir tanesi   Dim çayı eskiden  çok daha güzeldi etrafında kendiniz piknik yapabiliyor,  suya gire biliyordunuz ancak maalesef şuan hep özel alanlar mevcut.

Mecburen bunlardan birisine girmeniz gerekiyor, bazılarında özel havuz yapmışlar kaydırak koymuşlar ama bazıları doğal haliyle duruyor.

Genelde suya yüksekten atlamak için tramplen benzeri yapılar kullanılıyor. Yemek yiyebileceğiniz gibi, sadece semaver keyfi yapabilirsiniz ,  Kendim piknik yapmak istiyorum bana sadece oturacak yer verin dediğinizde de sizi kırmıyorlar, Yer için bir ücret ödediğiniz taktirde, Yardımcı oluyorlar.

Sezon zamanı hafta sonu kalabalık oluyor,  ancak genelde çalışan personel sayısı fazla olduğu için çok gecikme olmuyor, zaten bir suya girip  çıkayım bir haylı zaman alıyor.

Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta suyun çok  soğuk, olması, gerçi suya girdikten kısa bir süre sonra suya alışlıyor olması, yinede suyun içinde fazla durmamakta yarar var.

Biz genelde balık tercihe edip sonrasında yanımızda getirdiğimiz okey ile oyun gereçleri ile zaman geçiriyoruz,  genelde günün yarısını rahatlıkla orada geçirebiliyorsunuz.

Sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar her öğün için hizmet veriyorlar ancak öğle sıcağı dışındaki zamanlarda suyun soğukluğu ortamı epey soğutuyor. Alanya’ya gittiğinizde gidip, gezip, görmeniz gereken  bir yer olduğunu düşünüyorum.

Dim çayı hakikaten  çok güzel ve çok farklı. Şelaleler ile Suyun üzerine kurulmuş  Restoranlarıyla  Antalya turizminde farklı bir yer teşkil etmektedir,

Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim Çayı Alanya img Sdas

Antalya ya seyahat eden herkesin gidip görmesinin gereken bir yer diye düşünüyorum, Dim Çayı  kenarında çeşitli piknik alanları bulunmaktadır, restoranlar,  çay bahçeleri ve  Mağarası bulunmaktadır.

Dim Çayının üzerinde kurulu olan Dim Barajın’da rafting yapılmaktadır, Çay’ın kenarında, piknik yapabilir ve güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

Antalya ilinin Alanya İlçe merkezine 16 kilometre uzaklıkta yer alan, Dim Çayı Alanya’nın en önemli turizm bölgelerinden biridir.

 

 

 

138 toplam görüntüleme, 1 bugün

Veysel Karani Türbesi, Nerededir

| Gezi Rehberi | 8 Haziran 2018

Veysel Karani Türbesi,  Nerededir.

Veysel Karani Türbesi, Nerededir,  Baykan İlçesi’nin en önemli özelliği, büyük zatlardan olan

Hz. Veysel Karani’nin türbesinin İlçe’nin 8 Km. güneybatısında bulunan Ziyaret Beldesi’nde bulunmasıdır.

Türbenin burada olması nedeniyle binlerce insan İlçe’ye akın etmekte ve İlçe’yi canlandırmaktadır.

Veysel Karani Türbesi, Nerededir, Nasıl Gidilir, Siirt ili, Baykan ilçe sınırında bulunan Veysel Karani Türbesi, 1901 yılında inşa edilmiştir.

1967 yılında ise türbe yerine yenisinin yapılması için yıktırılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Son olarak da 2001 yılında valilik tarafından restore edilerek yeni bir görünüme kavuşturulmuştur.

Veysel Karani Kimdir?

Veysel Karani veya diğer adıyla Üveys bin Âmir Karni 594 yıllında Yemen’de dünyaya gelmiştir.

Küçük yaşta babasını kaybetmiştir.  Annesiyle birlikte yaşayan Veysel Karani, çobanlık yaparak geçimini sağlardı. Peygamberimizi görmeden ona aşık olan biridir. Bu nedenle sahabe olarak bilinir. Peygamberimizi görmek için Medine’ye kadar gelir.

Fakat Peygamberimiz evde olmadığı için geri döner. Peygamberin aşkıyla yanıp tutuşurdu. Bunu bilen Peygamberimiz vefat etmeden önce vasiyet eder. Hırkasını ona verilmesine ister.

Baykan İlçesi’nin en önemli özelliği, büyük zatlardan olan Hz. Veysel Karani’nin türbesinin İlçe’nin 8 Km. güneybatısında bulunan Ziyaret Beldesi’nde bulunmasıdır. Türbenin burada olması nedeniyle binlerce insan İlçe’ye akın etmekte ve İlçe’yi canlandırmaktadır.

Türbesinin İlçe’de olması nedeniyle burayı önemli bir ziyaret merkezi haline getiren Hz. Veysel Karani’nin 555-560 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir.

Doğum yeri Yemen’in Karen Köyü’dür. Soyu Yemen Kabilelerinden Muradoğulları’ndan gelmektedir.

Babasının ismi Amir’dir. Kendisinin asıl ismi Üveys Bin Amir-i Karenî’dir.  Karen Köyü’nün bir mutlu seherinde dünyaya gelen küçük Üveys, Muradoğulları’ndan Amir’in mütevazı evini mutlulukla doldurur. Dört yaşında iken babası vefat eder.

O, annesinin başka kimsesi bulunmadığından bin bir güçlükle herhangi bir tahsil görmeden, semavi dinlere ve kitaplara ait herhangi bir bilgisi olmadan büyür.

Üveys büyüdükçe kendisinde doğuştan mevcut olan “Tek Tanrı’ya İnanç” hissi de gelişir. O’nu kimse anlamaz, söylediklerine güler, alay ederler. Kendisini anlayan, dinleyen, derdine ortak olan tek insan annesi idi.

Gönlü ulvi hislerle kaynaşan ve artık çalışıp annesine bakabilecek çağa gelen genç Üveys, bir iş aramaya koyulur. Sonunda kendisine en uygun işi seçer. Kendisiyle alay eden, kendisini anlamayan insanlardan uzaklaşmak ve endi iç dünyasıyla başbaşa kalabilmek için deve çobanlığı yapmaya başlar.

Hz. Veysel Karani deve çobanlığı yapmaya başlayınca ihtiyar ve hasta annesi olmasa deve otlattığı sakin vadilerden Karen’e inmeyi hiç istememektedir. Kendi uzletgahında Allah ile başbaşa kalmaktan bir an olsun ayrılmak istememektedir.

Artık Hz. Veysel Karani’nin ufku öyle geniş, aydınlık, gönlü öyle duyarlıdır ki, her an bir kurtarıcının haberini beklemektedir.

Ve beklediği kutlu haber çok geçmeden kendisine ulaşır. Bu haber Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed’in zuhur ettiği ve insanları “Hak Din’e” davet ettiği haberidir.

Hz. Veysel Karani bf haberi duyunca hiç kimsenin irşad ve teşviki olmadan Müslüman olur, İslam’a ve Hz. Muhammed’e gönülden bağlanır.

Annesine de Kelime-i Tevhid’i bizzat kendisi öğretir.
Hz. Veysel Karani Müslüman olunca yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanar tutuşur.

Hz. Veysel Karani, Allah Resulü’nü görme arzusunu birkaç defa pek sevdiği annesine açarsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez.

Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırk’ın üzerine gelir. Oğlunun gönlünde patlayan yanardağları çok iyi hisseden anne, çaresiz “Ancak Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek.” Şartıyla kendisine izin verir.

Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır.

Hz. Peygamber’in evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür. Hz. Veysel Karani, annesine verdiği sözü hatırlar.

Hz. Aişe (R.A.)’ye “- Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim.

Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” Diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.

Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye şöyle hitap ettiler:
“- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?

Ey Allah’ın Resulü; Yemen Oymağı’ndan Karen Köyü’nden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes Cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış.

Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.

Ya Aişe, sen o zatı gördün mü?

Evet ey Allah’ın Resulü. Sağ gözümün ucu ile baktım.

Öyleyse o gözünü bende ziyaret edeyim. Görüşün ve gördüğün mübarek olsun.”

Bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Resulullah, Sahabelerine seslendiler;
“ – Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim, gelin siz de benim gözümü ziyaret edin.

Ve buyurdular; “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabii’nin en hayırlısı Üveys’tir.”

Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye vasiyet buyurdular :
“ Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.”

Yine Resulullah buyurdular :“Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.”

Resulullah’ı göremeden tekrar Karen’e dönen Hz. Veysel Karani yine deve çobanlığı yapmaya devam eder. Yine Karen halkı ona divane gözüyle bakar ve O’nunla alay ederlerdi. O yine herkesten uzak kendi uzletgah’ında ibadetleriyle meşgul olur, gönlü Allah aşkı, Peygamber sevgisiyle dolar taşardı.

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali ve Hz. Ömen Üzeys Hz.’ni bulur ve Peygamberimizin vasiyeti üzerine Hırka-i Şerifi Hz. Veysel Kanani’ye verirler.

Peygamberimizin hırkasının Hz. Veysel Karani’ye verilmesinden sonra ve Peygamberimizin O’nun hakkındaki övgülerinin duyulmasından sonra Hz. Veysel Karani’nin gözünde değeri artar, herkes ona hürmet eder.

Annesi vefat etmiş bulunan Hz. Veysel Karani’nin yüceliği bu hadiseden sonra Karen’de bilindiği ve kendilerine olan hürmet arttığı için köyden ayrılırlar. Kûye’ye giderler.

Hz. Veysel Karani’nin Kûye ve Basra taraflarındaki hayatı da eskisi gibi yine ıssız vadilerde, tabiatın kucağında ve kendi uzletgahında Hakk’a niyazla geçmektedir.

Hz. ali’nin halifeliği sırasında iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı’nın hazırlıkları esnasında Hz. Ali tarafında, safında savaşa katılması ricasıyla Medine’ye davat edilirler.

Memnuniyetle bu davete icap eden Hz. Veysel Karani hemen Medine’ye hareket ederler, daha sonra da Hz. Ali’nin yanında Sıffin Savaşı’na katılırlar.

Sıffin Savaşı esnasında Veysel Karani’de yaralanarak, Hicret’in 37. Senesinde (Miladi 657) Şevval ayının 18. günü Fırat Nehri kenarında savaş meydanında şehit olur.

Sıffin Savaşı’nda şehitlerin büyük çoğunluğu savaşın olduğu yerde toprağa verildi. Şehitlerini memleketlerine götürmek isteyenler için tabutlar yaptırıldı.

Şehitlerin içinde Hz. Veysel Karani’de vardı. Mübarek naaşı için üç ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmışlardır. Şehit birdi, ancak sahipleri üçtü. Saatlerce tartıştılar.

Ne var ki, hiçbir kabile diğerini tatmin edip inandıramadı. Sonunda iş Hz. Ali’ye ulaşınca O, olayı islami açıdan anlatmaya çalıştı.

Hz. Veysel Karani’nin köken itibariyle Yemen’li olduğunu ve Yemenlilere verilmesi gerektiğini belirtti. Ancak, diğer iki kabile bu teklife razı olmadılar.

Hz. Ali kur’a çekme teklifinde bulundu ise de buna da razı olmadılar. Bunun üzerine Hz. Ali “Peki, dedi… Veysel Karani’nin mübarek naaşını ben korumaya  alıyorum.

Yarın görüşürüz.” dedi ve her üç kabile başkanları dağıldılar. Hz. Veysel Karani son kerametini gösterdi ve sabah kalktıklarında her üç kabilenin tabutlarında da göründü.

Her kabile birbirinden habersiz naaşın kendilerine verildiğini zannederek sessizce naaşı alarak, biri Yemen yolunu, biri Şam yolunu, biri de Bitlis yolunu tuttu.

Allah aşkının potasında eriyen Veysel Karani Hz.’nin kerameti böylece yeni olayların çıkmasını önler. Rivayetler O’nun şahadetini ve kerametini böyle anlatır. Ancak, her şeyi bilen yüce Allah’tır. O’nun defni ve mezarıyla ilgili anlatılanlar birer rivayete dayanır.

Nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Nerede olduğunu ancak yüce Allah bilir.

Keşifleri :

Kahveyi bulan o’dur.

Üveys bir gün develeri otlatırken buruşuk meyvelerden birisini ısırdı. Acıydı. “ Allah (c.c) her bir nimeti fayda için yaratmıştır.” Diyerek acı bulduğu o meyvelerden birazını ateşin üzerine attı, kavurdu, çiğnedi acılıkları kalmamıştı. Bir saat sonra Üveys’in aklı içi bir olmuştu.

Daha sonra iyi düşünmeye, kendisine güvenmeye başlamıştı. Üveys derhal yakışan ismi söyledi. “Madem ki yiyeni keyiflendiriyor (keyfe) olmalıdır.” Dedi. Günümüzde Keyfe adı kahve olarak anılmaktadır.

http://www.baykan.gov.tr/

 

Veysel Karani türbesini 360 gezmek için tıklayınız

#LocalGuide

17 toplam görüntüleme, 0 bugün

Sayfa 1 / 81 2 3 8
  • Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

    tarafından on 3 Temmuz 2018 - 0 Yorumlar

    Didim Tavşan Burnu orman  Kampı  Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan ...

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorumlar

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...

  • Didim nerede, Didime nasıl gidilir ?

    tarafından on 1 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir...

  • Hayattan aldığım 45 ders

    tarafından on 29 Mayıs 2018 - 0 Yorumlar

    Hayattan aldığım 45 ders Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" baş...

  • Dim Çayı Alanya

    tarafından on 12 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    Dim Çayı Alanya Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya'nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çay...

Son Konular

  • Yüreğin senin kılavuzundur

    tarafından on 1 saat önce - 0 Yorum

    Yüreğin senin kılavuzundur Ortada bir sorun olduğunu hissetiğinde yüreğinin içine bak. Rahat hissediyorsan doğru yoldasın. Yüreğin senin kıstasındır. O raha...

  • En Mükemmel Kadın

    tarafından on 17 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    En Mükemmel Kadın, Çocuklarına Babalarının yokluğunda baba, olabilecek kadındır. Goethe

  • Eğer sen, can konağını arıyorsan

    tarafından on 13 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdir...

  • Kıskançlık kıyaslamaktır

    tarafından on 12 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Kıskançlık kıyaslamaktır Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, biz kıyaslamak üzere koşullandırılmışızdır, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi va...

  • Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır... Dostoyevski