Dış Pazarlara Açılımda Kültürler arası İletişimin Rolü

Türkiye Cumhuriyetinin 100.yılı yani 2023 yılı her bakımdan oldukça anlamlı bir tarih.
Sosyo-ekonomi penceresinden bakıldığı zaman bilindiği üzere Türkiye ihracatının 2023 te 500 milyar dolar hedefine ulaşması beklenmektedir. Evet bu hedef oldukça heyecanlı bir o kadarda yapılması gereken alt ve üst yapı çalışmalarını beraberinde getirmektedir. Türkiye de ekonomik hayatın her aşamasında bulunan her bir birey payına düşeni yapacaktır. Özellikle liderler Vizyon-2023 gerekleri konusunda sistematik, planlı ve sürdürülebilir stratejiler geliştirerek uygulamaya alınmasına öncülük edeceklerdir.
Bu köşede isterseniz 500 milyar dolar hedefini gerçekleştirmenin yolu olan dış pazarlara açılımda kritik parametrenin ne olduğu ve nasıl şekillendirilebileceği konusunda birllikte beyin fırtınası yapalım.
Dış pazarlara açılma sürecinde, ürünlerimizi, servislerimizi, know-how’ımızı aslında kültürümüz de ihraç edeceğiz. İhracat sürecinde kritik başarı faktörü; açıldığımız pazarları ve bu pazardaki oyuncular ile birlikte müşteri ve tüketici eğilimlerini iyi bilmek gerek, özetle mevcut pazarlarda ihracatı artırmak ve potansiyel pazarlara açılımda ilgili pazarlardaki kültürü yaşayarak tanımak şart.
İşte bu gerçekten hareket edecek olursa dış pazarlara açılım ve girilecek pazarlarda kalıcı rekabeti sağlayacak krtik başarı faktörü “kültür” olgusudur.
Yurt dışı pazarlarda sürdürülebilir rekabet avantajını yakalamanın sırrı, ülkenin kültürünü çok iyi bilmek ve hatta tüm hücrelerimize kadar teneffüs etmek gerek. Pekiyi iyi hoş da bu birbirinden farklı kültürleri nasıl tanıyacağız ve nasıl kendi kültürümüzün bir parçası haline getireceğiz. Mevlana Hazretleri ünlü bir sözünde “ Sual de bilgiden doğar, cevap da “ der. Bu sözün dış pazarlara açılımda kültürlerarası iletişimin rolü ile ilgisi nedir? Diye soracak olursak; nacizane cevap: giriş yapılacak ülkeyi yakından tanımak için doğru sorular sormak ve iş dünyamızda bize yol açacak cevaplara sahip olmak. acağız.
Evet giriş yapacağımız ülke deki insanların yaşayış tarzı, sosyo-ekonomik modeler, tüketim alışkanlıkları, iş yapış şekilleri, ülkenin moral değerleri neler dir? Bu sorulara alınacak cevaplarla doğru stratejiler geliştirerek etkin ve sağlıklı bir şekilde ilgili pazara giriş yapar ve oradada kalıcılığımız sağlamış oluruz. Ünlü bir hızlı tüketim maddesinin pazarlama direktörü giriş yapacakları ülkenin kültürünü anlamak için o ülkede en az 3 yıl o ülkenin vatandaşı gibi yaşadıklarını ve kültürü tüm boyutları ile yaşayarak öğrendikten sonra ürünlerini o ülkenin kültürüne gore şekillendirerek ülkeye giriş stratejilerini gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdi. Evet görüldüğü gibi o kültürü yaşayarak sorularımıza cevap bularak öğreneceğiz.
Bu öğrenme sürecinde ülkeyi, ülke insanının, rakipleri, rakip ürünlerini ve tüm bu evren içinde kendimizi bilmeyi öğreniyoruz. Hem kendimizi hemde giriş yapılacak ülkeyi etkileyen tüm faktörleri yakınen bilmiş olacağız.
Dış pazarlarda girişi sağlamlaştırmak adına öğreneceğimiz ve yakınen tanıyacağımız kültür sonucunda bir sentez ve ülkeye giriş stratejisi hazırlanır.
Giriş yapılacak her bir ülkeyi mercek altına alıp kültürel farklılıklardaki ortaklıklardan hareketle özel giriş ve tutundurma stratejileri geliştirerek dış pazarlara doğru sağlıklı yolculuğumuza devam etmek dileğiyle iyi çalışmalar dileriz.
AYSEL EVRA
www.ayselevran.com