Antalya arşivleri - Gezi Rehberi

Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş YapRSS Feed

Antalya Belek nerede? nasıl gidilir?

| Gezi Rehberi | 16 Haziran 2018

Antalya Belek nerede? nasıl gidilir?

Antalya Belek’e  nasıl gidilir?  Antalya ile   Belek  arası mesafe olarak,   En hızlı rota, normal trafik     Mersin – Antalya Yolu/D400 üzerinden. 31 dk. (33,2 km) dir, ulaşım,  Antalya hava limanı  ile Belek arası transfer araçları ile de ulaşım sağlanmaktadır

antalya_Belek_dasbil_sdas

Antalya Belek dasbil sdas

Antalya Belek seyahatimizde, ilk adresimiz,  konaklama yerimiz  otel Belconti oldu.

  • Öncelikle otelde disiplin ön planda, Temizlik aynı şekilde,  disiplinli bir şekilde sağlanmaktadır.
  • otelin çevre düzenlemesi ve özelikle yapılan spor etkinlikler’ine  fırsat buldukça  katıldık  vede etkinliklere katılmaktan  çok keyif aldım, kendimi evimde gibi hissettim, ilgililere çok teşekkür ederim.

 

 

Oteller 

Hotel Belconti’nin bulunduğu mevkide, Sueno Hotels Deluxe Belek, Calista Luxury Resort, Susesi Luxury Resort, Ela Quality Resort Belek, Limak Arcadia Golf Resort, Güral Premier, Spice Hotel & Spa, Adam & Eve Hotels, Maxx Royal Belek Golf Resort, Voyage Belek Golf & Spa, Voyage Belek, The Montgomerie Golf Complex Gibi Daha çok otel konaklama ve etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

bellek360olakgörüntüle

bellek360olakgörüntülemekiçinResmetıklayını

Golf  ve  Belek;  Antalya’nın en popüler tatil merkezlerinden biri olan Belek, eşsiz bir doğal güzellikleri ve mükemmel iklimi sayesinde sadece Türkiye’de bir marka değil, dünyanın en popüler tatil yerlerinden biri haline gelmiştir. Belek sayısız beş yıldızlı otel ile kaplı on yedi kilometrelik bir sahil şeridine sahiptir.

Belektete 10 golf kulübü, 47 beş yıldızlı otel ve tatil köyü,  14 golf sahası, 50 futbol sahası ve profesyonel ve amatör sporculara hizmet veren 200’den fazla tenis kortu bulunmaktadır.  Aynı zamanda,  Belek, Avrupa’da golf turizmi için vazgeçilmez bir yer haline gelmiştir.

Belek, dünya standartlarında golf kulüpleri, lüks konaklama tesisleri ve golf meraklıları için bu kadar cazip kılan en iyi golf altyapılarından birine sahiptir.

 

Belek, şirin bir tatil beldesidir. Belek’in  Tarihi alanları, güneşin öptüğü plajların ve birinci sınıf golf sahalarının harmanlandığı bir iklimle birlikte, Belek’i gençlere çekici kılıyor. Buna ek olarak, belekte kalışınızı heyecanlı ve konforlu hale getirmek yukarıda belirttiğim çok çeşitli lüks oteller var.   Dahası, dost canlısı  Türk insanı Belek’i şüphesiz’ki  sıcak ve çekici kılmaktadır.

Belek, çeşitli ilgi alanlarına sahip,  Turizm için bir tatil beldesi olarak geliştirilmiştir. Denizin ve dağların doğal güzelliği, özenle planlanmış golf sahaları ve zengin tarihi ile herkes için bir şeyler var.  Öyleyse çantalarınızı toplayın ve geçmişin ve günümüzün size rüya gibi bir tatil sunması  için birleştiği bu egzotik Tatil beldesine  gidin.

Antalya Belek 360 görüntülemek için tıklayını

60 toplam görüntüleme, 0 bugün

Dim Çayı Alanya

| Gezi Rehberi | 12 Haziran 2018

Dim Çayı Alanya
Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya’nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çayına yapıldı,

Ülkemizin Sıcak yaz günlerinde nefes alabildiğimiz Güzel yerlerden bir tanesi   Dim çayı eskiden  çok daha güzeldi etrafında kendiniz piknik yapabiliyor,  suya gire biliyordunuz ancak maalesef şuan hep özel alanlar mevcut.

Mecburen bunlardan birisine girmeniz gerekiyor, bazılarında özel havuz yapmışlar kaydırak koymuşlar ama bazıları doğal haliyle duruyor.

Genelde suya yüksekten atlamak için tramplen benzeri yapılar kullanılıyor. Yemek yiyebileceğiniz gibi, sadece semaver keyfi yapabilirsiniz ,  Kendim piknik yapmak istiyorum bana sadece oturacak yer verin dediğinizde de sizi kırmıyorlar, Yer için bir ücret ödediğiniz taktirde, Yardımcı oluyorlar.

Sezon zamanı hafta sonu kalabalık oluyor,  ancak genelde çalışan personel sayısı fazla olduğu için çok gecikme olmuyor, zaten bir suya girip  çıkayım bir haylı zaman alıyor.

Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta suyun çok  soğuk, olması, gerçi suya girdikten kısa bir süre sonra suya alışlıyor olması, yinede suyun içinde fazla durmamakta yarar var.

Biz genelde balık tercihe edip sonrasında yanımızda getirdiğimiz okey ile oyun gereçleri ile zaman geçiriyoruz,  genelde günün yarısını rahatlıkla orada geçirebiliyorsunuz.

Sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar her öğün için hizmet veriyorlar ancak öğle sıcağı dışındaki zamanlarda suyun soğukluğu ortamı epey soğutuyor. Alanya’ya gittiğinizde gidip, gezip, görmeniz gereken  bir yer olduğunu düşünüyorum.

Dim çayı hakikaten  çok güzel ve çok farklı. Şelaleler ile Suyun üzerine kurulmuş  Restoranlarıyla  Antalya turizminde farklı bir yer teşkil etmektedir,

Dim Çayı Alanya img Sdas

Dim Çayı Alanya img Sdas

Antalya ya seyahat eden herkesin gidip görmesinin gereken bir yer diye düşünüyorum, Dim Çayı  kenarında çeşitli piknik alanları bulunmaktadır, restoranlar,  çay bahçeleri ve  Mağarası bulunmaktadır.

Dim Çayının üzerinde kurulu olan Dim Barajın’da rafting yapılmaktadır, Çay’ın kenarında, piknik yapabilir ve güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

Antalya ilinin Alanya İlçe merkezine 16 kilometre uzaklıkta yer alan, Dim Çayı Alanya’nın en önemli turizm bölgelerinden biridir.

 

 

 

125 toplam görüntüleme, 3 bugün

Çolaklı Sigorta dinlenme tesisleri.

| Gezi Rehberi | 10 Mayıs 2018

çolaklı Sigorta dinlenme tesisleri.

Manavgat çolaklı Sigorta dinlenme tesisleri, 19 mayıs 2013 ve 25 mayıs 2013 döneminde, Antalya Manavgat çolaklı Sigorta eğitim ve dinlenme tesislerinde yapılan Süpervizör eğitimine bunca yıllık memuriyet hayatımda böyle güzel bir eğitim ortamına ilk defa katıldım, benim için daha evvel katıldığım eğitimlerden çok daha farklı bir eğitim oldu, bu eğitim süresinde Sunucu, istemciler ve sistem altyapısı ile ilgili daha yaralı bilgiler edindiğimi anladım, sebebine gelince, eğitim ortamı olarak çok etkili bir yer seçilmiş

olmasıdır herhalde,
bu eğitimde anlatılanları çok daha iyi algıladığımı ve algıladıklarımı iş yerinde diğer kullanıcılara daha iyi aktarabileceğimi anladım dolaysıyla böyle bir ortamı düşünenlere

 

Çok teşekkür ederim Tesislere gelince hakikaten çok güzel çok temiz ve çalışanlarıyla çok sıcak bir yer ben eğitim süresince kendimi evimde gibi hissetim, tesis çalışanlarını bu tip yerlerde daha evvel konaklama ve tatillerim olmuştu ancak nasıl anlatayım bilemiyorum çalışanları o kadar sıcak o kadar saygılı ve bir o adarda çalışkan işini benimsemiş gördüm ki buda benim için ayrı bir güzellikti. dolaysıyla çolaklı sigorta eğitim ve tesisleri idarecilerini yürekten kutlarım, dileğim bu güzellik leri devam ettirmeleri.

 

 

Dilerim bundan sonraki eğitimler de bu tip yerlerde yapılır ve daha faydalı olur. Bize bu eğitim imkanını tanıyan tüm yöneticilerime yürekten teşekkür ederim.   S. Das

Çolaklı Sigorta dinlenme tesisleri.  112 adet 4 kişilik, 40 adet 2 kişilik ve 8 adet Tek kişilik odalarımız mevcuttur.

Tüm odalarda ,klima, dahili telefon, LCD TV, Buzdolabı mevcut olup, ayrıca 24 saat sıcak su ve internet hizmeti verilmektedir.

Tüm üye ve misafirler beş yıldızlı otel düzeyinde, sabah açık büfe kahvaltı, öğle ve akşam ise, açık büfe salad bar,(en az 10 çeşit), seçmeli iki çeşit çorba, ana yemek, yardımcı yemek ve tamamlayıcı yemek şeklinde hizmet verilmektedir.

Çolaklı Tesislerine konakladığınız süre içinde, Rafting, Yat turu, Dim çayı, Şelaleler ve Alanya gezileri düzenlenmektedir. Tesisler, Gazino bölümünde yapılan ikramlar , ücretsiz çay servisi,  devam etmektedir.

Tertemiz plajda her katılımcıya yetecek sayıda ücretsiz şezlong bulunmaktadır.

Çolaklı Sigorta dinlenme tesislerine nasıl gidilir.
Ankara dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

Ankara dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

 

İzmir dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

İzmir dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

İstanbul'dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

İstanbul’dan Sigorta Eğitim Dinlenme ve Sosyal Tesisler Derneği

 

80 toplam görüntüleme, 2 bugün

Manavgat şelalesi

| Gezi Rehberi | 9 Mayıs 2015

Manavgat şelalesi

Manavgat Şelalesi, Antalya’nın Manavgat ilçesinde Manavgat Nehri üzerinde bulunan ünlü bir şelaledir.Antalya’ya 72 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 3-4 m’lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir.

img: S.Das

Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde yüksek bir debiyle akar. Ayrıca #Manavgat Irmağını besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, Oymapınar barajı yapıldıktan sonra baraj gölü içinde kalmıştır.

5 lira banknot’un arkası (1968-1983)

Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkânını sunarlar. Ulaşım, Manavgat’tan kalkan minibüslerle sağlanır. İl’in ören yerlerinin en iyilerindendir.

Kaynak 

34 toplam görüntüleme, 2 bugün

Antalya’nın Tarihçesi

| Gezi Rehberi, Seyahat | 22 Mart 2014

Antalya

Antalya’nın Tarihçesi, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir.

Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye’nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir.

2010 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde 502.491 erkek, 498.827 kadın olmak üzere toplam 1.001.318 kişi yaşamaktadır

Tarihi

Antalya 1. Keyhüsrev tarafından geri alınmıştır. XII. yüzyıl sonlarında Selçuklu Devleti sona erince Isparta ve Antalya arasındaki topraklar Teke Aşireti’nin bir kolu olan Hamidoğulları’nın egemenliğine girmiştir. Antalya’yı ele geçiren İlyasbeyoğlu Dündar Bey, buranın yönetimini, kardeşi Yunus Bey’e bırakmıştır. Yunus Bey’in oğulları, Antalya’da hüküm sürmüştür. Hamidoğulları’nın bu ikinci kolu Tekeoğulları adıyla anılır. Kıbrıs Kralı Pirre, 1361’de Antalya’yı ele geçirdiyse de, Tekeoğulları’ndan Mehmed Bey, 1373’de şehri geri almıştır. Bunun oğlu Osman Bey zamanında Antalya, Yıldırım Bayezıd, buranın yönetimini Firuz Bey’e vermiştir (1391). Ancak Antalya’nın Osmanlılara geçişi konusunda kaynaklara tek bir tarih göstermemektedir (Oruç Bey ve Neşri’ye göre 1389—1392; İbni Kemal’e göre 1391).

Anadolu’da beyliklerin egemen olduğu bir dönemde, 1335—1340 tarihleri arasında Antalya’ya gelen Arap seyyah İbn Battuta Antalya’dan bahsederken şöyle der:

Kent halkı, ırk ve dinlerine göre ayrı ayrı mahallelere yerleşmişler. Hıristiyan tüccarlar Mina adıyla anılan mahallede otururlar. Bu mahallenin çevresini bir sur k

uşatmakta ve Cuma vakti geceleri surun kapıları kapatılmaktadır. Rumlar başka bir mahallede kendi başlarına otururlar. Onların bulundukları yer de bir surla çevrili. Yahudilerin de yine kendilerine ait, surla çevrili bir mahallesi vardır. Müslüman ahaliye gelince, bunlar asıl büyük şehirlerde yaşamaktadırlar. Burası bir Cuma mescidi ve medrese ile birçok hamamı, zengin ve tertipli büyük çarşıları ihtiva etmektedir. Şehrin çevresini, yukarıda kaydettiğimiz bütün mahalleleri de içine alan büyük bir sur kuşatır.

Osmanlı Dönemi

Ankara Savaşı’ndan sonra (1402) Teke ve Karamoğulları’nın Antalya’yı ele geçirme girişimleri boşa çıktı. Antalya, Anadolu eyaletinin Teke Sancağı’na merkez oldu (Elmalı ile birlikte). II. Bayezıd devri sonlarında şehzade Korkud, bu sancağın başında bulunuyordu. Babası ölünce tahta çıkan Selim’e karşı (Yavuz ) burada ayaklandı. Alanya ise Fatih döneminde 1471 yılında Gedik Ahmed Paşa tarafından alınmıştı.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’yı gezen Evliya Çelebi, üç yanı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı, 3 bin evli dört mahallesi, kale dışında ise, kuzeyde 20 Türk, 4 Rum Mahallesi bulunduğunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak büyüklükte olduğunu yazar.

Osmanlı Devleti’nin Abdülmecid devrinde (1847) çıkarmaya başladığı salnamelerde (bugünkü anlamıyla yıllık ) Antalya, Konya’ya bağlı olması sebebiyle ” Teke Sancağı” adıyla geçmektedir. Antalya, XIX. yüzyıl sonunda Konya Vilayetinin sancağı durumundaydı.İdari bakımdan 5 kaza ve 9 nahiyeye ayrıldı. Toplam köy sayısı 549 idi. Sancak toplam nüfusu 224 bin kişiydi. Bu nüfusun 15 binini Yörükleroluşturuyordu. Bunlar kışı ovalarda, yaz aylarının ise yayla adı verilen platolarda geçirirlerdi. Nitekim Hazine-i Evrak’ta mevcut 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki yerlere iskanları yetersiz olduğundan, sur dışında bir mahalle kurulması ve oraya bir kapı açılması ve kiliselerin onarılması hakkındaki yazıdan, buraya sürekli değişik dinlerden, değişik yerlerden insanların gelerek yerleştikleri anlaşılmaktadır. Antalya şehri, körfezin ortasında, dik bir kayalığın üzerinde kurulmuştu. ve mutasarrıflık buradaydı. Üç surla çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı. Bu surların alt bölümlerinde bulunan geniş çukurlar, Düden Çayı’nın sularıyla dolar ve şehir, bu su hendekleriyle korunurdu.

XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı’na eğitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiği 50 okulla sürdürülürdü.

Antalya’da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60’dan fazla medresenin bulunduğu bilinir. Bugün pek çoğu harap olmuş bu yapıların içinde 1250 yılında Selçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı’daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır.

XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine bağlanan bin sancağın (Teke) merkezi oldu.

Kurtuluş Savaşı Dönemi

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız bir sancak haline girdi. Mütareke döneminde şehir, bir aralık İtalyanların işgali altındaydı. İtalyanlar Antalya halkına, kendilerini Türk dostu olarak göstermeye çalışıyorlardı. Bu amaçla, Yunan işgali bölgesinden Antalya’ya gelen göçmenlere ve yoksul halk tabakalarına çeşitli yardımlarda bulunuyor, ayrıca yollar ve okullar açıyorlardı. Çiftçiyi ve taciri kendi tarafına çekmek isteyen İtalyanlar, gerekli kredileri vermek üzere Banco Di Roma’nın Antalya’da şubelerini açmaktan geri durmadılar. Ancak şehir çok geçmeden boşaltıldı.

Cumhuriyet Dönemi

9 Temmuz 1921 tarihinde İtalyanların geri çekilmesiyle Anadolu Hükümeti’ne bağlandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Antalya adı altında, il bazında bugünkü halini aldı.

kaynK: http://g20.antalya.bel.tr/i/tarihce

32 toplam görüntüleme, 1 bugün

Manavgat nehri

| Gezi Rehberi, Seyahat, Seyahtlarimiz | 22 Mart 2014

img by: s.das

Manavgat nehri

Türkiye’nin rejimi (akış hızı) en düzenli nehridir. Üzerinde iki tane baraj inşaa edilmiş olup (Oymapınar Barajı ve Manavgat Barajı) Türkiye enerji üretimine büyük katkılar sağlamaktadır.

Halen de yapımına devam edilmekte olan 2 baraja sahiptir.

Manavgat çayı; antik Melas, Akdeniz bölgesindeki akarsuyun uzunluğu 93 km.dir.

Antalya körfezini doğudan çeviren Batı toros sıraları arasından doğan kolların birleşmesiyle oluşur. Güney batıya yönelerek dar ve dik yamaçlı kanyonlar arasından geçer, ünlü Manavgat Şelalesi’ni meydana getirir ve Manavgat ilçe merkezinin doğusunda alüvyal bir kıyı ovasından denize dökülür.

Kar, yağmur ve karstik su kaynaklarıyla beslendiği için kuraklık olmaz.
Dünyanın en büyük yeraltı nehirlerinden Dumanlı Manavgat Irmağını beslemektedir.

MANAVGAT NEHRİ:
Dünyanın en uzun yeraltı akarsularından, aynı zamanda tek kaynaktan ( dumanlı kaynağı; Oymapınar baraj gölü içinde kalmıştır) beslenen su miktarı ile sayılı akarsular arasındadır.
Üzerinde iki adet baraj bulunur. Oymapınar ve Manavgat barajları. Turkuaz yeşili suları mineraller bakımından zengin, temiz ve berraktır. İsterseniz bu yeşil ve serin sularda kulaç atabilir yada bir kanoyla küçük keşifler yapabilirsiniz. Nehir birçok balık ve kuş türlerine evsahipliği yapar.
( Alabalık, sazan, kefal, levrek, karabalık… gibi balıklarla; sutavuğu, ördek, kaz, yalıçapkını… gibi kuşlar, değişik türlerde balıkçıllar, martılar ile tatlısu kaplumbağaları ).
Nehir boyunca zengin bir bitki çeşitliliği mevcuttur. Söğüt, çınar, kavak, dut, karacaağaç…, gibi aaçlarla, böğürtlen, kuş üzümü, zakkum gibi küçük maki çalılıklar ve otsu bitkiler görülür.Ayrıca tatlısu kaplumbağalarını kuru kütükler üzerinde güneşlenirken görebilirsiniz.
Zengin nehir yatağı boyunca verimli toprakları dolduran narenciye bahçeleri ve seralar vardır. Manavgat nehri, son yıllarda hızla gelişen truzim sayesinde günlük tekne gezileri ile yerli ve yabancı turistlere evsahipliği de yapmaktadır.
Uzunluk bakımından büyük bir akarsu olmasada debisi yüksek ve Türkiye de üzerinde taşımacılık yapılabilen ender akarsulardandır. Ayrıca antik dönemde Side kentinin suyu, Manavgat Irmagi’ndan saglanmaktaydi.
Bu nedenle bugünkü Sevinç Köyü’nden Side’ye kadar 30 km. uzunlugunda bir su kemeri inşa edilmistir. Bu suyolu 25 m. yüksekligindeki kemerler üzerinden geçer. Bir bölümü de kayalar üzerine oyularak yapilmistir. Bugün hala bazı bölümleri ayaktadır. (Kaynak: Emin Öz – www.side-manavgat.com)

 

MANAVGAT ŞELALESİ:

Manavgat ilçesinin 3 km. batısında bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın, geniş bir alan üzerinden gürül gürül akışı görülmeye değer bir manzara oluşturur.
Şelalenin hemen yanı başında doğa ile iç içe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taptaze balık yenebilir. Kent gürültüsünden uzak bir köşede doğayla bütünleşmek için ideal bir yerdir. Manavgat’tan kalkan dolmuşlarla ulaşım sağlanabilir.
MANAVGAT BOĞAZI:
Manavgat ırmağının denizle buluştuğu yer… Öyle bildiğiniz İstanbul, Çanakkale boğazları gibi değil. Tadı Kızıldeniz gibi.
Ortada bir çizgi… Kollarınızı açın iki yana, bir yanınızdan ırmak akar bir yanınızdan deniz. Pırıltıları bile farklıdır. Güneş olanca kızıllığıyla etrafı boyar. Turizmden uzak oluşu da ayrı bir güzelliğidir. İyi de poz verir. Her köşesinde gizli bir kare barındırır.
Manavgat’ın Sorgun ilçesinin güzelliğini oluşturan Boğazda, balık tutanları da bulabilirsiniz. Gün batımı’nın güzelliği ise ancak başka bir günü ile kıyaslanacak güzelliktedir.

Sulak bir alan olduğundan yusufçukların ahenkli danslarına rastlayabilirsiniz. Sazlık kenarlarında ise sahibinin bir dahaki gelişini bekleyen sandallar size geçmişin güzelliğini anımsatırlar.

Nasıl gidilir?: Eğer kendi aracınız yoksa Manavgat şehir merkezinden “Sorgun-Boğaz” dolmuşuna binilince rahatlıkla ulaşılır. Kendi aracınız ile ise, çevre yolunda otogar kavşağından otogar tarafına dönülür.
İlerde ise “Titreyengöl” tabelasından sola dönülür. O yol sizi doğruca Manavgat Irmağının denizle buluştuğu Boğaz’la buluşturur.
 TİTREYENGÖL:
Titreyengöl 3000 m2’lik bir alana sahiptir. 22 tesis ve 18.000 yatak kapasitesini içerisinde bulunduran Titreyengöl, içinde karabataktan Pekin Ördeğine kadar çok sayıda kuşu barındırmaktadır. Titreyengöl’ün ise ilginç bir hikayesi vardır. Rivayet göre, gölün kenarında yaşayan ve kuşları besleyen yaşlı bir balıkçı oturmaktadır.

Kuşlar yaşlı balıkçıyı gölün kenarında gördüklerinde kanatlarını çırparak ona doğru gelirdi. Bir gün bu gölde avlanan avcılar su üstündeki ördekleri vurur.

Yaşlı balıkçı bunun karşısında avcıların üzerine yürür ve onları avlanmaktan vazgeçirmeye çalışır. Avcılar yaşlı adamı iter ve su üstündeki vurdukları ördekleri almaya çalışır.

Bu sırada diğer ördekler hep birlikte havalanarak kanatlarıyla bir hortum oluşturur ve avcıları kaçırırlar. Bu olaydan sonra göl hep titremeye başlar. Bu titremeye yöre halkı, kuşlar yaşlı balıkçıya ağlıyor diye yorum yaparlar.

OYMAPINAR BARAJI:

Türkiye’nin en büyük 3. barajı olan Oymapınar Barajı Manavgat çayı üzerinde kurulmuş ve 1984’de işletmeye açılmıştır.

Beton kemer tipindedir. Her biri saatte 135 megawatt enerji üreten 4 adet türbinden oluşur. Toplam gücü saatte 540 megawatt enerjidir. Temelden yüksekliği 185 m’dir.

Göl alanı 470 ha olan barajın depolama oylumu 300 milyon m³’tür. Barajda, yılda 1,2 milyar kw/saat enerji üretilmektedir.

 KÖPRÜLÜ KANYON:

Köprülü Kanyon Milli Parkı, Manavgat’tan 60 km uzaklıkta olup Antalya’nın 40 km. kuzeydoğusundan ayrılan Taşağıl ve Beşkonak’a giden 40 km.’lik karayolu ile ulaşılır ve Toros Dağları’nın eteklerinde yer alır.

Milli Parkın alanı 37.000 hektardır. Parkın doğusunda yer alan Dipoyraz Dağı 2980 m. yüksekliğinde olup, yamaçları ormanlarla kaplıdır. Köprü çayı, Bolaşan Köyü ile Beşkonak arasında 120 km. uzunluğunda ve 100 m. derinliğinde sedir ormanlarıyla kaplı olan vadiler ve kanyonlar arasında yer alır.

Park içinde bulunan nehir vadisi 14 km. uzunluğunda, yer yer 400 m. Yükseklikte dik duvarlı bir kanyon şeklindedir.

Kanyon bitiminden sonra çay, etrafı yeşilliklerle kaplı geniş bir yataktan akmaktadır. Köprüçay nehri, Türkiye’nin en güzel tabii rekreasyon alanlarından biridir.

Bunun yanı sıra nehrin batısındaki dağlık arazide bulunan tarihi Selge şehri, nehir kenarındaki kaleler ve su kemerleri, Roma devrine ait köprüler ve tarihi yollar gibi pek çok arkeolojik kaynaklar KÖPRÜLÜ KANYON MİLLİ PARKI’NI görülmeye değer yerlerden biri yapmaktadır.

SELEUKELA:

Manavgat’tan kuzeybatı yönünde Toroslara doğru gidildiğinde 12 km. sonra Şıhlar köyü içinde Seleukeia antik kenti kalıntılarına ulaşılır. Şıhlar Köyü’nün 4 km. kuzeydoğusunda ve yaya olarak da bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur.

M.Ö.300’lerde korunma amaçlı Akropol kent olarak bir tepe üzerine kurulmuş olan kent, dik yamaçlı ve derin vadili coğrafisi ile tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer.

Kent alanı içinde tarıma elverişlibir arazinin bulunması, etrafının sularla iyi desteklenmiş olması ve bulunduğu yerden herhangi bir ticaret yolunun geçmişibu tezi doğrulamaktadır.

Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, basilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya müzesinde sergilenmektedir.

SELGE:

 Torosların güney yamacında, Köprüçayı yakınlarında, denizden 950 m. yükseklikte kurulmuş olan Selge, antik bir Pisidya Dağ Kentidir. Selge’ye, köprülü kanyondan sonra dik ve virajlı, 4 km’lik bir yoldan gidilir. Selge’ye giden yol,doğa güzelliği yönünden çok zengin olan Köprülü Kanyon içinden geçer.

Yol üzerinde; Ürgüp ve Göreme’deki peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar mevcuttur.

Selge’nin Kalches tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Pisidya’ya bağlı olan kent sonraları Panfilya sınırları içine alınmıştır.

Kent sırasıyla Lidya,Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır. Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli ve en iyi korunmuş olan anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ile gymnasium, batısında tavanı kartal motifleriyle süslü İon tipindeki tapınak göze çarpar.

Stadiumun güneyinde çeşme ve agora bulunmaktadır.Kentin güneybatısında uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus tapınakları yan yanadır. Bu tapınakların batısında su sarnıçları, kuzeyinde ise lahitleri ve süslü mezar anıtları ile nekropol yer almaktadır.Kent işlek yollardan uzak tepeler üzerinde olduğu için yıkılmamıştır.

ALARAHAN:

Manavgat’tan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra Alarahan’a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile Seyahat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.

Tüccarlar ürünlerini güvenle saklayabilir, hayvanlarını besleyebilir, mutfaktan yararlanır, sıcak su ile banyo yapar, dini ihtiyaçlarını küçük camide karşılarlar.

Alarahan nefis ve korunmuş vadi de antik bir köprünün yanında inşa edilmiştir. Güzel düzenlenmiş girişte küçük bir cami vardır. Ana avlu çok fonksiyonlu birçok oda ile çevrelenmiştir.

Alarahan’ın kuzeyinde, Alara Kalesi vadiye hakim bir şekilde durur. Mutfak bahçesinden yürüyerek geçilen bu binayı, 13. y.y. da inşa etmek hiç de kolay değildir.

Harika vadi manzarasını seyretmek için tırmanmaya değer. Bu bölüm içerdeki kalenin zirvesine gitmek için rehberlik eder.

ASPENDOS:

Manavgat’a 44 km mesafede 2. Yüzyılda inşa edilen Aspendos Tiyatrosu 17.000 kişilik olup, günümüzde ayakta kalmış ve en iyi korunmuş amfi tiyatrodur. Yörede yaşayan Xenon adlı bir gencin yarattığı mükemmel akustiğin sırrı hala çözümlenememiştir.

13. yüzyılda Selçuklar yapıyı kervansaray olarak kullanmış ve tipik Selçuklu mimarisi tarzında bir kemerle yapının kuzey tarafını sağlamlaştırmışlardır.

Antalya-Alanya karayolunda Serik’i geçtik ten sonra kuzeye dönülerek 4 km.lik Aspendos yoluna girilir. Geçmişi I.Ö. V. yüzyıla kadar uzanır. I.S. II.yüzyılda yapılan Aspendos tiyatrosu Selçukluklar devrinde kervansaray olarak kullanılmış ve zaman zaman onarılmıştır.

Sahnesi ile birlikte günümüze değin en iyi şekilde korunabilmiş nadir tiyatrolardandır. Günümüzde çeşitli konser, şenlik, festival ve yağlı güreşlerde kullanılmaktadır. Aspendos’da diğer yapıların yanı sıra Agora, Bazilika, Nymphaeum ve 15 km. uzunluğunda kemerli su yolları görülmeye değer yapılardır.

SİDE:

Antalya’ya 75 km. Manavgat’a 7 km. uzaklıkta olan Side, Yaklaşık 400 m. eni ve 1 km. uzunluğu olan bir yarımada şeklindedir. “Side” adı Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelmektedir. Bu özellik ve bilgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler Side tarihinin Hititlere kadar uzandığını göstermektedir.

Fakat Anadolunun en eski yerleşim birimlerinden biri olan Side’nin İ.Ö.VII yy’dan önce kurulduğu da söylenmektedir. Anadolu tarihleri içerisinde Side, diğer Pamphylia kentleriyle aynı aşamaları geçirmiştir.

Yunanlılar İ.Ö. VII yy. göçler sırasında Side’ye gelmişlerdir. Eldeki yazıtlara göre İ.Ö. III yy’ a değin de kente özgü bir dil konuşmuşlardır. Hala tam olarak çözülemeyen bu dil Hint-Avrupa dillerindendir.

Side, İ.S. V. yy’da Pamfilya Metropolisi ( Piskoposluk Merkezi ) olunca, 5. ve 6. yy’da en parlak devrini yaşamıştır. Bu gelişim VII. IX. yy’lar arasında Arap akınları ile son bulmuştur. Kazılar sırasında büyük bir yangın ve çok sayıda deprem izlerine rastlanmıştır. Arap istilası, doğal afetler kentin terk edilmesine yol açmıştır. XII.yy’da Arap coğrafya cısı İdrisi burayı ölü bir kent olarak göstermekte ve ”Yanmış Antalya”olarak tanımlamaktadır.

İdrisi’ye göre 1150’ye doğru kent halkı Side’den göç etmiş, XII.yy’da Side tümüyle boşaltılmıştır. 13.yy’da Selçuklular’ın 14.yy’da ise Hamitoğulları ve Tekelioğulları’nın egemenliği altına giren Side’de bu devirlerde yerleşim olmamıştır.

15. yy’da kesin olarak Türk topraklarına katılmıştır. Ancak ne Osmanlılar nede Selçuklular Side’de oturmadıklarından, yarımada üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserlere rastlanmaz.

1895 yılında, yarımadanın uç kısmına bir köy kurularak Girit Adası’ndan gelen göçmenler buraya yerleştirilmişlerdir.

Bugünkü köyün çekirdeğini oluşturan küçük köy zamanla tüm yarımadayı kaplamıştır.antik yapılarıyla kendine özgü mimarisiyle, köy evlerinin bir arada bulunması sonradan “Selimiye” adını alan Side’nin turizme açılmasında büyük rol oynamıştır. Side tarihin derin izlerini taşıyan bir kenttir.

Roma döneminde inşa edilen hamam kompleksi üzerine, son yıllarda yapılan küçük restorasyonlarla Side Müzesi kurulmuştur. Müze’ye doğu yönünde bir kapıyla girilir.
Daha sonra tabanı taşlarla kaplı ve hamamın ikinci tepidariumu olduğu anlaşılan bir avludan geçilerek büyük bir bahçeye çıkılmaktadır.
Bu avlunun etrafında ve bahçenin içinde Side’de yapılan kazılarda bulunan lahitler, sütunlar, büstler, torsolar, yazıtlar, heykeller, heykel kaideleri, sütun başlıkları, frizler, rölyefler ve steller görülmektedir.
Müze bahçesi aslında Roma Hamamı’nın jimnastik salonu ve palaestrasının avlularıdır. Tabanı mermer parçaları ile kaplı olan bu avluların içindeki en önemli eser, avlunun kuzey duvarında görülen denizler tanrısı Poseido‘nun mitolojik öykülerinin yer aldığı friz serisidir. Burada tanrı ve tanrıçaların doğayla olan ilişkileri tasvir edilmektedir.

 SİDE MÜZESİ:

Manavgat İlçesi’ne bağlı Side Beldesi’ndedir. Manavgat’a 8 km. uzaklıktadır. Roma Devrine ait agoranın karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze haline getirilmiştir.

Müzede sergilenen eserlerin büyük bir bölümü, Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından,1947-1967 yılları arasında Side antik kentinde yapılan kazılarda, çıkarılan buluntulardır.

Hellenistik, Roma ve Bizans Devrinden; yazıtlar, silah kabartmaları, Roma Devrinden yapılmış Grek orijinallerinin kopyası olan heykeller, torsolar, lahitler, portreler, ostotekler, amphoralar, sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun kaideleri sergilenmektedir.

Side İ.Ö. VI yy’ın ilk yarısında Lidyalıların, İ.Ö. 547-546’da da Persler’in egemenliğine girmiştir. Pers yönetiminde gelişen kent. İ.Ö. 334′ de İskender’e teslim olunmuştur.İskender’in ölümünden sonra Antigonos’un (323-304). Ptolemaioslar’ın (301-215). İ.Ö. 215’ten sonrada Suriye Krallığı’ nın denetimi altına girmiştir.
İ.Ö. II yy. da Ptolemaioslar’ın güçlü savaş ve ticaret filoları sayesinde en parlak dönemini yaşayan kent, bu sürede imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilmiştir.
İ.Ö. 188’de Apameia Barışı ile Bergama Krallığı’na bırakılan Side, Doğu Pamfilya bölgesiyle birlikte bağımsızlığını korumuş, büyük ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.
İ.Ö. 78’den sonra Roma egemenliğinde bulunan kent, İ.S. II. Ve III. yy’larda bölgenin ticaret merkezi oldu. Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı.
II. yy boyunca bir bilim ve kültür merkeziydi. Suriye krallarından VII. Antiokhos, tahta geçmeden önce burada eğitim gördü. Kral olduğu zaman ( İ.Ö. 138 ) ”Sidetes” adını aldı. Bu devre kadar başta Athena ve Apollon olmak üzere Afrodit, Ares, Asklepios, Hegeia, Kharitler, Demeter, Dionisos, Hermes gibi birço tanrıya inanıp tapan Side’liler İ.S. 4.yy’da hıristiyanlaşmaya başlamışlardır.

Kaynak : http://www.manavgat.bel.tr/

47 toplam görüntüleme, 4 bugün

  • Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

    tarafından on 3 Temmuz 2018 - 0 Yorumlar

    Didim Tavşan Burnu orman  Kampı  Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan ...

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorumlar

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...

  • Didim nerede, Didime nasıl gidilir ?

    tarafından on 1 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir...

  • Hayattan aldığım 45 ders

    tarafından on 29 Mayıs 2018 - 0 Yorumlar

    Hayattan aldığım 45 ders Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" baş...

  • Dim Çayı Alanya

    tarafından on 12 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    Dim Çayı Alanya Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya'nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çay...

Son Konular

  • Eğer sen, can konağını arıyorsan

    tarafından on 13 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdir...

  • Kıskançlık kıyaslamaktır

    tarafından on 12 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Kıskançlık kıyaslamaktır Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, biz kıyaslamak üzere koşullandırılmışızdır, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi va...

  • Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır... Dostoyevski 

  • Kırık Kalpler İçin Sözler

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Gün gelir aklına düşersem eğer;beni değil;sevgimi hatırla!Ağlayışımı değil; gidisini hatırla! Sensiz oluşumu değil;bana elveda deyipte, ÖLDÜRDÜGÜN GÜNÜ HATIRLA....

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ...

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorum

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...