Kelime Olarak İnsan

Gözlerimizi, kulaklarımızı… tüm duyularımızı dış dünyaya kapatsak da düşüncelerimizi asla kapatamayız, sonlandıramayız. İstesek de istemesek de bir dakikada bin türlü düşünce beynimizden gelip geçer. Genelde bu düşüncelerin çoğunu maddi kavramlar oluşturur ve de başkalarıyla ilgilidir. Demek istediğim, kendimizi, kendi iç dünyamızı pek düşünmeyiz. Düşünsek de, duygusal anlamda olağanüstü olduğumuz anlarda düşünürüz. Nedenleri vardır elbet ama düşünmüyoruz kendimizi. Mesela, kendimize soracağımız ilk sorulardan biriyle örnek vereyim:”İnsan”.Bu kelime üzerinde hiç düşündünüz mü? İnsan nedir demiyorum, insan kelimesini fonetik anlamda, hiç sorguladınız mı? İnsan, Arapça bir kelimedir, Kur’an ‘ da da geçer. Nisyan kelimesinden gelir. Anlamı: “unutan”dır.

Şaşırtıcı gibi görünse de, birçok yönden çok mantıklı, tam yerinde kullanılmış bir anlamdır, unutan. Mevlana der ki :”Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın; nereden geldiğini unutmaması için.”İnsan, unutandır. Çünkü asıl vatanından koparılıp da dünyaya atılmıştır. Dünya geçici bir âlemdir. Evren yaratılmadan önce, ruhlar âlemi(elest bezmi) yaratılmıştı. İnsan, çok daha sonra meydana gelmiştir ve nereden geldiğini, benliğini unutmuştur. Mevlana’nın da kastettiği budur elbet.

İnsan unutandır. Çünkü acılarını, mutluluklarını… unutur. Yani her an bir sevinçle ya da hüzünle yaşamaz, yaşayamaz. Mesela annesinin, babasının veya çok sevdiği birinin ölümüyle sarsılan insan, zamanla acılarını bastırır, sabreder ve o acıyı unutur. Tamamıyla unutamaz tabi fakat şiddeti azalır ve her an o acı aklında bulunmaz…Bu anlamda, unutmak aslında kötü bir şey değil,tam tersine insanlığa verilmiş bir hediyedir kimi zaman.Sadece kötü anılarımızı unuttuğumuz için değil,iyi zamanlarımızı da unuttuğumuz için.Mesela,insan aşkını bile unutup,yeni bir aşk yaşayabiliyor;yeni bir araba aldığında eski arabasındaki mutluluğu unutup yeni arabasına sevinebiliyor.Eğer aşkını unutmayıp her an içinde yaşasaydı,yeniden âşık olabilir miydi ya da eski arabasının mutluluğunu her an içinde yaşasaydı,yeni arabasına bu kadar sevinebilir miydi? Tabi ki de hayır.

Sonuç olarak, genel bir ifade olan insan kelimesiyle kendi özümüze inip düşündüğümüz gibi kendimizi tanımaya çalışmalı, bol bol kendimizi düşünmeliyiz. Başka bir üstat Yunus Emre’nin dediği gibi:”İlim, ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen; ya nice okumaktır.”Kişi her şeyden önce kendini bilmelidir; çünkü asıl gerçek oradadır.

 

Alıntıdır