Kıssadan Hisse arşivleri - Gezi Rehberi

Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş YapRSS Feed

Önyargıları parçalamak

| Kıssadan Hisse | 15 Haziran 2018

Önyargıları parçalamak

Önyargıları parçalamak, Bir gece, kadının biri havaalanında bekliyordu.  Uçağının kalkmasına daha epeyce zaman vardı.  Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine oturacak bir yer buldu.

Kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağmen, yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde ararlarında duran paketten birer kurabiye aldığını fark etti; ne kadar görmezden gelse de. Bir taraftan kitabını okuyup kurabiyesini yerken, bir taraftan da gözü saatteydi. Kurabiye hırsızı kurabiyeleri yavaş tüketirken, kadının kulağı da saat tiktaklarındaydı; ama tiktaklar sinirlenmesini yine de engellemiyordu.

Kendi kendine düşünüyordu; Kibar bir insan olmasaydım, şu adamın gözünü morartırdım! Her kurabiyeye uzandığında, adam da elini uzatıyordu. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca, Bakalım şimdi ne yapacak? dedi kendi kendine.

kurabiye hırsızı adam yüzünden asabi bir gülümsemeyle son kurabiyeye uzandı ve kurabiyeyi ikiye böldü. Kadın kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldı ve, Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba adam; üstelik bir teşekkür bile etmiyor! diye düşündü. Hayatında bu kadar sinirlendiğini anımsamıyordu. Uçağın kalkacağı anons edilince, derin bir nefes aldı ve rahatladı. Eşyalarını topladı ve çıkış kapısına yürüdü. Kurabiye hırsızına dönüp bakmadı bile. Uçağa bindi ve rahat koltuğuna oturdu

. Daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı.

Birden gözleri şaşkınlıkla açıldı. Gözlerinin önünde bir paket kurabiye duruyordu! Çaresizlik içinde inledi;Bunlar benim kurabiyem ise eğer; ötekiler de onundu ve benimle her bir kurabiyesini paylaştı! Üzüntüyle, özür dilemek için çok geç kaldığını anladı. Kaba ve cüretkar olan kurabiye hırsızı kendisiydi..

“Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…”

Albert Einstein

ALINTIDIR

35 toplam görüntüleme, 1 bugün

Angut Kuşunun Hikâyesi

| Güzel Yazılar, Kıssadan Hisse | 4 Mayıs 2018

Angut’un Sadakati
Birisi bize “Angut” dese bozulur belki kavga ederiz.
Aslında angut’un hikayesi çok duygusaldır.
Bilir misiniz?
Angut kuşları, eşi öldükten sonra başka bir kuş ile çiftleşmeden Hayatının sonuna kadar yas tutar!
Angut, ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde evcilleştirilebilen bir yaban kuşudur.
Angut sözcüğüyle adlandırılan bu kuş türü, Adeta eşe Sadakatin de simgesidir.
Oysa “Angut”
Türkçede mecazi olarak Herkesin haksız bir şekilde kullandığı bir ifadedir ”Kaba saba, ahmak” anlamında da kullanılan
Biri laftan anlamayınca, boş boş bakınca
Ya da bir insan aptallık edince hemen
‘Angut musun?’ der günümüzün insanı
Angut’un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir sürü insan var ülkemizde.
Özelliği nedir bilir misiniz?
Angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir Yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika Bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan O da ölene kadar onun başucunda bekleyen eşine ölümüne sadık bir canlıdır

İşte bu canlının yaptığı en büyük ‘Angut’luk budur. Ayrıca Bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir,
arada bir görülen bir şey değildir. Dişi olsun erkek olsun bütün Angut kuşlarının Çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen
Eşinin Ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz. Hani derler ya ‘Angut gibi bakmasana’ diye… Keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına ‘Angut’ demeden önce
Bir kere daha düşünün. Bir “Angut” bile olamayan O kadar çok insan var ki artık günümüzde.

 

alıntıdır

34 toplam görüntüleme, 1 bugün

Hayatın iniş ve çıkışları vardır.

| Güzel Yazılar, Kıssadan Hisse | 10 Nisan 2018

Hayatın iniş ve çıkışları vardır. Çoğumuz bu oyuna kapılır gideriz. İşler yolundayken kendimizi mutlu hissederiz, bozulunca üzülürüz. Yaşama bu tür bir yaklaşım güçsüz bir yaklaşım biçimidir. Dalgalarla sürüklenen dal parçası gibisin demektir. Akıntıya göre gidersin. Şu anda bir yönde gidiyorsun, bir sonraki anda başka bir yöne. Oysa yaşam oyununu iyi oynamanın yolu, tüm yargılardan olabildiğince kurtulmak ve hafiflemektir.

Ve şöyle doğal bir duruşu gerektirir: “Başıma gelen her şey güzeldir. Kusurlu oluşumuz, yaptığımız yanlışlar ve onlardan aldığımız dersler yaşamımıza anlam katar…”    Başarılı olmak, daha çok şey yapmakla değil, daha çok şey olmakla ilgilidir. Aslında biz yaşamda istediğimiz yere varıyor değiliz, gerçekte olduğumuz şeyi gün yüzüne çıkarıyor ve onu madde dünyasına indiriyoruz.

Doğu Bilgeleri der ki;   “Yaşamında sevmediğin, sinir olduğun ve sıkıntıya girdiğin şeylerin hepsi şu andaki sınıfında öğrenmen gereken dersleri içeren araçlardan başka bir şey değildir. Bu sınıfı geçmelisin ki bir sonrakine başlayabilesin.”   Özünde bütün insanlar iyidir. Saldırmak, suçlamak, yargılamak yerine koşulsuz sevgi ve anlayışa ulaşmayı hedef edindiğimizde, daha yüce ve aydınlanmış tepkiler vermek zorunda kalır, eskiden olduğu gibi davranmayı kendimize yakıştırmamaya başlarız. Yüreğinde gerçek sevgiyle karşılaşan hiçbir insan, yüreğinden uzak kalmaya dayanamaz. Işık girdiğinde, bütün gölgeler yok olur.

Değişim
Biz davranışlarımızı değiştirdiğimizde, insanlar da davranışlarını değiştirmek zorunda kalırlar… Kendini değiştirmek, enerjini ziyan edip karşındakini değiştirmeye çalışmaktan çok daha iyi sonuç verir… Koşulsuz sevginin ilk temel şartı, karşı tarafı suçlamaktan vazgeçip, değişimi kendinden başlatmaktır ki, bu günümüz modern terapi yöntemlerinin de temelini oluşturur.

Olaylara ve yaşananlara bizim bakış açımızın değişmesi, olay veya kişinin değişmesinden çok daha önemlidir. Öfkeyle hareket eden ya da sevgisiz davranın bir insanın, bunun hemen öncesinde bir acı yaşadığını göz ardı etmemek, onunla empati kurmak, kendini onun yerine koymak anlamına gelir. Öfke sergileyen insanların bunu yapmalarının nedeni, incinmiş olmalarıdır. Koşulsuz sevgi incinmiş insanlara daha çok sevgi ve merhamet duymayı, şefkatimizi onlardan esirgememeyi gerektirmez mi?

“Birini bencil buluyorsan, senin içinde de biraz bencillik olmalı.” Yaşam yolculuğu, zayıf noktalarımızı bulmak, onları iyileştirmek, sonunda da evrenle uyumlu, yasalarla bütünleşen biri haline ulaşmak yolculuğundan başka ne olabilir ki?“Amacın kalıcı huzur ve özgürlükse, seçebileceğin tek yol budur.”

Koşulsuz Sevgi Her olay ve insan bir sebeple ortaya çıkar. Rastlantı diye bir şey yoktur. Bilgeliğin anlamı, hayatımızdaki insanların bizlere birer ayna oluşudur. Hepsi bizim en parlak ve en karanlık yanlarımızı yansıtır.
Bir başkasının büyüklüğünü takdir edebilmek demek, o büyüklüğü kendi içinde görebilmek demektir.
İnsanların kendi tempolarında yürümelerine ve bizimleyken gerçek benliklerini sergileyecek kadar kendilerini güvende hissetmelerine izin vermeliyiz. Koşulsuz sevginin anlamı budur; Biz onlarla aynı düşüncede olmasak bile onları dilekleri, sevgileri, hayalleri ve yapmak istedikleri konusunda yüreklendirmek, o deneyimi yaşamalarına izin vermektir.

Güçlü bir düş insana umut verir.

Unutmayalım ki bu gezegen, bizim daha iyi ya da daha kötü oluşumuza göre, da daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Onun gidişatında hepimizin rolü var. Bizler tüm eylemlerimiz hatta düşüncelerimizle aktif katılımcılarız.  Bu evrensel gerçekleri inkar etmek ya da görmezden gelmek bize yarar sağlamaz. İnkar, gerçeği kabullenmenin acısından kurtulmak için kendine yalan söylemektir. Çünkü insanların yaşadığı en derin kişisel yenilgi, olabileceği kişiyle olduğu kişi arasındaki farktan kaynaklanır. “Dünlerin, bugünlerin içinde fazla zaman işgal etmesine izin verme.” İç dünyanı ne kadar temizlersen, dış dünyan o kadar güzelleşir ve yaşamın amacı tüm pırıltısı ile açığa çıkar.

Yaşamın amacı nedir? Yaşamın gerçek amacını bulan birine hiçbir hasım etkide bulunamaz. Nedir Yaşamın Amacı dersek ilginç yanıtlar bulabiliriz. Yaşamın amacı nedir, diye düşündüğümüzde; Neden yaşıyoruz? Biz kimiz? Ve bu gezegende ne yapmaya çalışıyoruz? Yetmiş veya seksen yıllık bir ömür; kendimizi, varoluşu ve evreni anlamak, onun yasalarını uygulamak için yeterli mi? gibi sorulara da yanıt arayan insanlar konumunda oluyoruz.
Dışarı bakan, rüya görür. İçeri bakan, uyanır Yaşamın amacı olgunlaşmak, genişlemek, büyümek, doğa yasalarını anlamaya ve uygulamaya çalışmak, özgürleşmek ve hedefe varmaktır. “Ben yaşamımın hedefini bilmiyorum ki.” demeyin; aslında iç varlığının derinliklerinde herkes hedefini bilir.

Hedefimiz; astrolojik doğum haritamızda da görüldüğü gibi doğarken hazırladığımız yaşam plânımızın gerçekleşmesidir. Yaşam plânımız önceden, yine bizim tarafımızdan tespit edilmiştir ve gerçekleşmek ister. İçinde bize ait mecburi dersler olduğu gibi ödüller, sevinçler ve yeni fırsatlar da vardır. Varoluşun ardı arkası kesilmez, dönüşümleri ve değişimleri, sanki kulağımıza evrenin en büyük sırrını fısıldar gibidir: “Kozmik süreç içindeki rolünü unutma. Sen bir enerji dönüştürücüsüsün. Ruhun senin aracılığınla her gün bir yenilenme yaratıyor ve tüm varoluşun değişimine sen de kendi ölçün kadar katkıda bulunuyorsun.”
Alıntıdır

28 toplam görüntüleme, 3 bugün

sadece biraz üşüyorum

| Güzel Yazılar, Kıssadan Hisse | 10 Nisan 2018

Sadece Biraz üşüyorum

Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar… Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları…

Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan “Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.”

Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi’nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine “seviyorum” desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr,
aklımda aşk var.

Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler… Son kez yine
seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor.
Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.

Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın… Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum…

 

 

Alıntıdır

19 toplam görüntüleme, 0 bugün

Her İnsan Bir Uçurumdur

| Güzel Yazılar, Kıssadan Hisse | 10 Nisan 2018

Her İnsan Bir Uçurumdur

Sen gittiğinden beri uçurumlardan aşağı bakıyorum… hayatımızın içinde , hep yanımızda bulunan o uçurumdan aşağı…

hani sana rastlamadan önce yüzleştiğimi söylediğim ve ta derinliklerine indiğim kendi uçurumuma bakıyorum bu günlerde…

O zamanlar insanlarla neredeyse hiç konuşmayarak hayattan elimi ayağımı çekip içime dönmüştüm… kimdim, neydim, hayattan ne bekliyordum gibi sorularla başlayan sorgulamalar sonucunda kendime, kendi çarpıklığıma ulaşmıştım…

Hepimizin içinde olan ama çoğumuzun yüzleşemediği, kendimize bile yalanlar söyleyerek sakladığımız sakat yanımız misali…ben o sakat yanımla yüzleşmiş, ondan sonraki zor zamanlarımı da seninle atlatmıştım… şimdi sen yoksun ve ben yine o uçurumların dibindeki çarpık, sakat ya da belki tek düzgün ve sağlıklı yanıma bakıyorum…

Bu yolculuğa bir daha çıkmam lazım bunu benim kadar sende biliyorsun… o yüzden hayatla bağımı sen gittikten sonra tekrar kestim… iç dünyama dönmek için sakladığım o yazılarımı tekrardan okumaya başladım…bir de yeni bir yazarla tanıştım; hani tanıştığı herkesten kendisiyle birlikte intihar etmesini isteyen yazarla…

belki şimdi karşıma çıksa bende onunla son yolculuğa çıkardım…, o ruhunun kendini kemiren aşırılığı içindeyken bende senin yokluğunun yarattığı eksiklikle hayata gözlerimi yumardım…

O yazarın sürekli savaşıp yenemediği ve sonunda teslim olduğu şeytandan bende de var gibi geliyor çoğu zaman. Ancak ben onunla işbirliği yaptım; bizim anlaşmamız, ruh huzursuzluğuna karşı onun beni korumasını istedim… tabi şeytan ne kadar korursa.

Şu an anlıyorum ki; anlaşma yerine onunla mücadele etseydim, belki yanımda olabilirdin… belki de onun sesinin beni yönlendirmesine izin vermeyip senden aldığım güçle savaşı kazanırdım kim bilir…

Sonunda “zor zamanlarda yaşadı, türküler söyledi, üzüldü… Burada ölümü aradı ve ölümsüzlüğü buldu” yazan bir mezar taşım olurdu o yazarınkine benzer… kim bilir…belki….’
“her insan bir uçurumdur. Başını döndürür kişinin gidip aşağı bakınca…
“sen benim başımı döndürdün, sadece gözlerine bakmam yeterliydi bunun için… kendi içime bakınca da başım dönerdi, seninse içime tam bakmana asla izin vermezdim, vermedim”…’

Bir yasamisligin tehlikeli virajlarına çağırma beni.
Arsız hayallerimden yeni soyunmuşken,
Gelemem.
gelirsem;
kan tutar,o kadar kırmızı çok bana,
terkedilişin bir çocuk oyununun en terli yerinde;yemeğ e çağrılış kadar buruk ve
küskün olur,dayanamam küskünlüğe;onarılması güç yaralar bırakır,rüyaları n o tek kişilik melodramlarına.

Bir yasamisligin davetkar kızıllığına çağırma beni.
Felç olmuş yalnızlığımı giyinmişken,
gelemem.
gelirsem;
kan tutar ,o kadar kırmızı çok bana,
gelirsem,göremem gözlerini;gözleri olmayan bir çığlık olur trafik lambaları,ve mavi yanar rastlantısal birlikteliklere.

Alamadım, verdim ben sana yenildim

Hangi jilet markası daha kırmızı yapar kanı ?
Denemeliyim.
..ve hangi kesiş,hangi kesişme acıtır yüreğimi?
..ve hangi kestirmeler; kestirebilir bu kalbimin septik sancılarını ?

Sana fulyalarla bezenmiş bir intihar sunacağım.
yabancisi oldugum bi ulkenin havaalanindaki dis hatlar yolculuklarinda;
unutulmuş,baharlarla tütsülenmiş.

Sana dilsel intiharlar bırakacağım;unutulmuş ilkel kavimlerden emanet ve kadim bir uygarlıktan miras
Servi serinliğinde, mavi karanlıklara adanmak için.

Gözlerinin neresinden dönülse kârdır.????

Yavaşça çekileceğim rüyalarından,suyu çekilen bir ırmak gibi kalakalacaksı n
Ki;
Gölgem bile kalmayacak,evinin duvarlarında
Ne dudaklarında adım,ne de; teninde parmak izlerim; kalmayacak bana ait hiç bir kanıt
Düşsel yaşamının eşiğindeki ayak izlerim silinecek,
Bakalım o zamanda;
Böyle arsızca gülüp kaçabilecek misin…?

usulca damla içime,

bozmadan bulandırmadan rengimi.

becerebilirsen; sevişirken bak gözlerime

Yoksa durma ;vur sana uzanan ellerimi

ağlarken mi sevişilir ? sevişirken mi ağlanır ?

bir cümle,bir beyit talana,yağmaya dair.

tutuşurken kelimelerin; dudağıma değdir.

ya da

g

i

t

talan vaktidir, dolunay da yok,kimse görmez…
vur beni…

alıntıdır

29 toplam görüntüleme, 4 bugün

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine

| Güzel Yazılar, Kıssadan Hisse | 10 Nisan 2018

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine

“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
Bakın göstereyim…” demiş ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş. Arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş: “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.” diye de bir şart koşmuş. “Peki…” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına..En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine “Şimdi…” demiş ermiş. “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.” Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyrun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki arkadaşına uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
“İşte…” demiş ermiş:

“Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim arkadaşını düşünür de doyurursa, o da arkadaşı tarafından doyurulacaktır.

ŞÜPHESİZ, HAYAT PAZARINDA DAİMA SEVGİYİ PAYLAŞANLAR KAZANÇTADIR.”

Sevgiyi paylasanlara

 

Alıntıdır

21 toplam görüntüleme, 0 bugün

  • Didim Tavşan Burnu orman  Kampı

    tarafından on 3 Temmuz 2018 - 0 Yorumlar

    Didim Tavşan Burnu orman  Kampı  Aydın Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğunda,  Didim İlçesi sınırları içerisinde yer alan 15,87   Hektar  büyüklüğündeki Tavşan ...

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorumlar

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...

  • Didim nerede, Didime nasıl gidilir ?

    tarafından on 1 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    1991 yılında ilçe olan Didim, doğuda Muğla il sınırı, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir...

  • Hayattan aldığım 45 ders

    tarafından on 29 Mayıs 2018 - 0 Yorumlar

    Hayattan aldığım 45 ders Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" baş...

  • Dim Çayı Alanya

    tarafından on 12 Haziran 2018 - 0 Yorumlar

    Dim Çayı Alanya Dim çayı Alanya ,  Antalya seyahatimizde,  Antalya'nın  turistik yerlerine Gezi turları düzenleniyordu, yine böyle bir tur   Alanya Dim çay...

Son Konular

  • Eğer sen, can konağını arıyorsan

    tarafından on 13 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdir...

  • Kıskançlık kıyaslamaktır

    tarafından on 12 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Kıskançlık kıyaslamaktır Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, biz kıyaslamak üzere koşullandırılmışızdır, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi va...

  • Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır... Dostoyevski 

  • Kırık Kalpler İçin Sözler

    tarafından on 10 Ağustos 2018 - 0 Yorum

    Gün gelir aklına düşersem eğer;beni değil;sevgimi hatırla!Ağlayışımı değil; gidisini hatırla! Sensiz oluşumu değil;bana elveda deyipte, ÖLDÜRDÜGÜN GÜNÜ HATIRLA....

  • Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ...

    tarafından on 7 Ağustos 2018 - 1 Yorum

    Ailen olduğu halde yalnızlıktan yakınıp ağlıyorsan Paran olduğu halde onu paylaşmıyorsan, sağlıklı olduğun halde onu korumuyorsan, güzel olduğun halde kendin...